Tarihi-coğrafi erazi

tcerazi

Karabağ Han`ının veziri olmuş Mirze Camal Cavanşir (1773-1853)`Karabağ Tarihi` (1847) esrinde Karabağ`ın tarihi-coğrafi arazisinden bahs ederek yazır:`Eski türk kitaplarında yazılanlara göre Karabağ vilayetinin sınırı şöyledir: Kuzey tarafından Hudaferin Köprüsü`nden Sınıg Köprüsü`nedek Araz Çayı`dır. Şimdi (Sınıg Köprü) Gazah, şemşeddin ve Demirçi-Hasanlı halkı arasındadır ve Rusya devlet memurları onu rusça Krasnıy Most (yani Kırmızı Köprü) adlandırırlar. Doğu tarafından Kür çayı`dır ki, Cavad Köyü`nde Araz Çayı` ile birleşip Hazar denizi`ne dökülür. Güneyden Karabağ`ın Yelizavetpol`la (Gence) sınırı Kür çayı`nadek-Goran Çayı`dır ve Kür Çayı çok yerden (geçip) Araz Çayı`na ulaşır. Batıdan Küşbek, Salvartı ve Erikli denilen yüksek Karabağ dağlarıdır`. Rusya işğalı ve sömürgeçiliğinin ilk devirlerinde Karabağ arazisi ve sınırlarının bu tür olması onunla onaylanır ki,
1) bu gerçek direk Karabağ`ın yönetim yetkilisi tarafından kaleme alınmıştır.
2) Bu gerçek sadece pratik değil ayrıca kaynakçalarla da kanıtlanmıştır.
Mirze Camal`ın kendi tutumunun doğruluğunu kanıtlamak için eski tarih kitaplarına dayanması sıradışı olay değildir. Bu gerçekler bir daha Karabağ`ın ta eskiden Azerbaycan`ın tarihi bölgesi olduğunun kanıtıdır.

Rölyef

relyef

Günümüzde işgal altında olan Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinin esas geomorfoloji birimleri Küçük Kafkasya’da bulunmaktadır. Karabağ’ın arazisi kuzeybatıdan güneybatıya doğru tedricen küçülmektedir. Azerbaycan genelinde işgal altında bulunan dağların en önemli geomorfoloji birimleri Şahdağ, Murovdağ, Gökçe, Karabağ sıra dağları ve Karabağ volkanik yaylasıdır.
Şahdağ silsilesi Azerbaycan’la Ermenistan sınırı boyunca uzanarak, Gökçe gölü havzası ile Kür nehri havzası arasında suayrıcı oluşturuyor. Şahdağ’dan doğuya doğru Murovdağ silsilesi uzanıyor, onun en yüksek zirvesi Gamışdağ’dır (3774m). Murovdağ’dan güneybatıya doğru uzanan Karabağ silsilesi Araz nehrine doğru devam ediyor. Onun yüksekliği Büyük Kirs dağında 2725 metreyi buluyor. Bu sıra dağlardan batıya doğru Kaynozoy çağında oluşmuş olan 2000-3000 metre yüksekliğe sahip olan Karabağ volkan yaylası bulunmaktadır. Dördüncü dönemin volkan püskürmeleri ürünleri yaylanın yüzeyini kaplamış ve volkanın sönmüş olan konusları tepeler oluşturmuştur. Yaylada en büyük volkanlar Işıklı ve Kızılboğaz volkanlarıdır.

Azerbaycan topraklarında 5 tektonik bölge bulunmaktadır. Her tektonik bölge büyük rölyef biçimlerine uygun düşmektedir. İşgal altındaki Karabağ toprakları bu tektonik bölgelerin bir parçası olan Küçük Kafkas kalkmasının çoğunu kapsamaktadır. Burada çok sayıda jeolojik sturukturlar bulunmaktadır. Karabağ toprakları Küçük Kafkas dağlarının güneydoğu bölümünü kapsar. Onun rölyefi çok karmaşıktır. Burada yüksek, parçalanmış dağ silsileleri, pürüzsüz yamaçlı alçak dağ tireleri, dağarası çökeklikler, derin dereler birbirini takip etmektedir.
Karabağ silsilesi Murovdağ’ın güneyinden başlayarak, Aras nehrine kadar uzar. Bu dizi Büyük ve Küçük Kirs, Kırkkız dağlarından ve tirelerinden ibarettir. Karabağ sıra dağlarından batıya, Ermenistan sınırına kadar geniş araziyi Karabağ Volkan yaylası kapsamaktadır. Yaylanın yüksekliği 3000 metreyi bulmaktadır. Onun üzerinde çok hamarlaşmış olan tireler ve sönmüş olan volkanlar var. Büyük Işıklı (3552 m) volkanın iki konusu yaylanın güney batısında, Ermenistan sınırında yükselmektedir. Lava örtüsünden doğuya Mezozoyun ekşi intruziv kayalarından oluşan Delidağ (3616 m) bulunmaktadır.
Karabağ Volkan yaylası batı bölümleri ekzotivliyi ile ayrılır.
Karabağ’ın ova bölümünün yüksekliği 0-400 metre arasında değişiyor. Bu araziler yalnız dördüncü dönemde nehirlerin getirdiği taşlardan, kumlardan, killerde oluşmuştur.
Karabağ bölgesindeki Delidağ Küçük Kafkasya’da maqmatik kökenli dağdır. Mıhtöken silsilesinin en yüksek zirvesi olan bu dağda alp ve subalp yaylaları bulunmaktadır. Yamaçlarında eski buzul izlerine rastlanmıştır. Kelbecer ve Laçin illeri sınırında bulunmaktadır.
Keçeldağ ise Karabağ yaylasında bulunmaktadır. Sönmüş volkan konusudur. Yüksekliği 3171 metredir. Pliosenin volkan kayalarından oluşmuştur. Yamaçlarında eski buzul rölyefi biçimleri gelişmiştir. Zirvesi kayalardan oluşmaktadır. Alp çimleri, perlit yatağı (Keçeldağ perlit yatağı) vardır. Kelbecer ilinin arazisinde bulunmaktadır.

Su kaynakları

Nehirler

chay

Azerbaycan’ın Karabağ topraklarından başlayan nehirlere, Kür ve Aras nehirlerine veya onların havzasına ait olan nehirler dökülmektedir. Burada bulunan dağların yüksek zirveleri Kür ve Aras nehir havzaları arasında suayrıcı oluşturmaktadır. Burada bulunan çaylar yağmur ve kar suları ile beslenmekte ve onun suyundan çiftliklerin sulamasında kullanılmaktadır. Terter ve Hekeri çayları volkanik yaylalardan başlamaktadır. Arpaçay (128 km.) ve Bazarçay’ın (178km.) kaynakları yaylanın kuzeybatı kısmında bulunmaktadır. Bu nehirler genellikle yağmur ve yeraltı sularla beslenmektedir. Bu nedenle yılın sıcak yarısında taşıyorlar. Küçük Kafkasya’nın güneydoğu yamaçlarında akan Terterçay, Haçınçay, Gargarçay, Hekeriçay, Okçuçay Mil ve Karabağ ovalarının sulanmasında büyük önem arz ediyorlar.

Terter nehri – kaynağını Kelbecer ilinden alıyor, Ağdere, Terter ve Berde illeri üzerinden akarak, Kür nehrine dökülüyor. Terter nehrinin kolları Tutku, Lev ve Ayrım çaylarıdır. Kaynağı ile son nokta arasındaki yükseklik farkı 3117 metredir. Çayın üzerinde Serseng su deposu yapılmıştır.
Xaçınçay – kaynağını Kelbecer ilçesinden alıyor. Ağdam, Ter-ter ve Berde illerinden geçerek, Kür nehrine dökülüyor. Uzunluğu 119 km, kaynağı ile son nokta arasındaki yükseklik farkı 2090 metredir.

Köndələnçay – kaynağını Şuşa ilinden alıyor. Hocavend ve Fizuli illerinden geçerek, Araz çayına dökülüyor. Aras nehrinin sol koludur ve uzunluğu 102 km’dir. Kaynağı ile son nokta arasındaki yükseklik farkı 1780 m’dir.

Bergüşad çayı (Bazarçay) – kaynağını Ermenistan Cumhuriyeti’nden alıyor. Kelbecer, Kubatlı ve Zengilan illerinden geçerek, Araz çayına dökülüyor. Aras nehrinin sol koludur ve uzunluğu 164 km’dir. Ona Kubadlı üzerinden Ağa, Bahtiyarlı ve Davudlu küçük nehir kolları akmaktadır.
Çay, çevresindeki bölgelerde bulunan büyük yerleşim alanlarında bulunan (Ermenistan topraklarında) sanayi ve ev-kanalizasyon suları sayesinde kirlenmektedir.
Çayın zengin balık çeşitleri Ermeni işgalcileri tarafından yağmalanmaktadır. Çoğu zaman balıkların toplu halde kimyasal maddelerle mahvedilir.

Hekeri çayı – kaynağını Laçin ilinin 3080 m yüksekliğinden alarak, Kubadlı ve Zengilan illerinden geçmektedir. Aras nehrinin sol koludur ve uzunluğu 128 km’dir. Kaynağı ile son nokta arasındaki yükseklik farkı 2812 m’dir.
Çayın suyundan içme ve sulama amacıyla faydalanılmaktadır. Değerli farel, kütüm vs. balıklar bu ırmakta kürülerini döküyorlar.

Okçuçay – kaynağını Zengezur dağlarından (Kapıcık dağı) almaktadır ve Zengilan ilinden geçmektedir. Aras nehrinin sol koludur ve uzunluğu 85 km’dir. Ermenistan Cumhuriyeti topraklarında bulunan Kaçaran bakır-molibden, Kafan bakır filizsaflaşdırma fabrikasının kimyasal kirli suları ve Kafan-Kaçaran kentlerinin (köylerin, hastanelerin, tarım tesislerinin) biyolojik kirli suları temizlenmeden direkt Azerbaycan topraklarında bulunan Şerikan köyünün karşısındaki Okçuça’ya akıtılmaktadır. Bu ise çay havzasını “Ölü Alana” dönüştürmüştür.

Basitçay – Aras nehrinin sol koludur ve kaynağını Ermenistan Cumhuriyeti’nden alıyor. Çayın uzunluğu 44 km’dir (17 km’i Azerbaycan topraklarına bulunmakta). Çay Ermenistan’ın dağ köylerinin domuz çiftliklerinin atıkları ile çirklendirilmekdedir.

Gargar çayı – kaynağını Şuşa ilinden 2080 m irtifadan alıyor ve Hankendi, Hocalı, Kelbecer ve Ağcabedi illerinden geçiyor. Gargar çayı Zarıslı ve Halfeli nehirlerinin birleşmesinden oluşuyor. Kaynağı ile son nokta arasında yükseklik farkı 2080 m’dir. Ana kolları; Ballıca, Bedere, Dağdağan vs.dir.

Çaylakçay – Aras nehrinin sol koludur. Cebrail bölgesi üzerinden akmaktadır. Uzunluğu 32 m’dir. Başlangıcını Küçük Kafkasya’nın güney eteklerinden (1750 m) alıyor. Akımı yağmur sularından oluşur. Çaylakçay’dan sulama çalışmalarında geniş kullanılması sebebiyle suyu son noktaya ulaşamıyor.

Göletler

gol

Karabağ’da bulunan göller genellikle buz kökenlidir. Bunlar genellikle Murovdağ ve Delidağ’ın 2800-3500 metre yüksekliklerinde meydana gelmiştir. Onlar genellikle kar ve buz suları ile beslenmekte ve hepsi tatlı sudur. Bu göller aşağıdakilerdir:

Büyük Alagöl – Karabağ’ın volkan yaylasında okyanus seviyesinden 2729 metre yükseklikte bulunmaktadır. Gölün en uzun yeri 3,7 km, en enli yeri 9 m’den fazladır, gölün hacmi ise 24,3 milyon m³ dir.

Küçük Alagöl ise 2739 metre yükseklikte bulunmaktadır. Gölün yüzeyi alanı 1,2 km² alanı kapsamaktadır. En derin yeri ise 4 m’dir. Büyük ve Küçük Alagöllerin çevresi alp çimenliklerdir.

Işıklı Dağı’nın kuzeydoğu yamacında, deniz seviyesinden 2666 m yükseklikte Karagöl bulunmaktadır. Işıklı Karagöl Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Laçin bölgesi ile Ermenistan Cumhuriyeti’nin Gorus bölgesi sınırında bulunuyor, sınır gölü sayılmaktadır. Özel ilgi çeken yüksek dağ göllerinden biridir. Gölün alanı 1.8 km², hacmi 10.2 milyon m³, en derin kısmı ise 10 m’dir.

Karabağ volkanik yaylasında bulunan nispeten küçük bir göl olan Periçınkıl 2961 m yükseklikte bulunmaktadır. Hacmi 2,4 milyon m³, yüzeyi 0,94 km², en derin yeri ise 5,4 m’dir.

Çeşmeler

bulaq

Azerbaycanın Karabax bölgesi çeşmelerle zengindir. Laçin ilinde Alican köyünden başlayarak, kuzeybatıda bulunan yan kayaları yararak, ortaya çıkan maqmatik katmanlar boyunca narzan tipli, önemli debiti olan mineral kaynaklar mevcuttur. Bu çeşmeler Turşsu, Kalederesi, Ağanus, Hırmanlar, Tigig, Turş-tigig, Nureddin (büyük debite sahiptir), Nağdalı, Hacıhanlı (Hallanlı, Başlıbel – Kelbecer ilçesinde) narzan tipli sular tedavi edici öneme sahiptir.

Kelbecer’i dünyaca ünlü kılan Yukarı İstisu, Aşağı İstisu, Keşdek, Karasu, Tuthun, Mozçay, Koturlusu gibi çok büyük tedavi balneoloji etkiye sahip maden suyu kaynakları da (genel kullanım rezervleri 3093 m3/gün) işgal edilmiş olan topraklarda bulunmaktadır ve on yılı aşkın bir süredir, yalnız Azerbaycanlılar değil, hatta yakın ve uzak ülkelerden gelen misafirler bile doğanın bu güzel nimetlerinden faydalanmaktan yoksun bırakılmıştır.
Kubadlı ilçesinde 600’den fazla mineral maddelerle zengin, soğuk, şifalı suyu olan doğal pınarlar bulunmaktadır.

Su depoları

suanbarlari

Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde cumhuriyet çapında önemli olan birkaç su deposu bulunmaktadır. Buna örnek olarak Terterçay üzerinde inşa edilen Serseng su deposunu gösterebiliriz. Bu su deposu 1976 yılında yapılmıştır.

Onun hacmi 565 milyon m³, yüzey alanı 14,2 km², yüksekliği 726 metredir.
1964 yılında yapılmış olan Haçınçay su deposunun hacmi 23 milyon m³, yüksekliği 507 m, yüzeyi 1,76 km² ‘dir.

En yüksek seviyeye sahip olan Kanlıgöl su deposu da Karabağ’da bulunmaktadır. Onun hacmi 1,0 milyon m³, yüzeyi 0,1 km², yüksekliği ise 2420 metredir. Bu su deposu 1965 yılında yapılmıştır.

Arpaçay su deposu aynı adlı nehrin üzerinde 1977 yılında yapılmıştır. Beslenme kaynağı Arpa çay’dır. Onun hacmi 150 milyon m³, yüzeyi 6,3 km ², yüksekliği 955 metredir.

Ağdamkend su deposu 1962 yılında Gargarçay üzerinde yapılmıştır. Onun hacmi 1,6 milyon m³, yüzeyi 0,5 km² ve 291,5 m. yükseklikte bulunmaktadır.

Doğal kaynaklar

tebiiehtiyat

Azerbaycan’da en zengin yararlı doğal kaynakları neredeyse Qarabağ bölgesine aittir. Bilindiği üzere genellikle işgal edilmiş topraklarda 155 çeşit faydalı yatakları, özellikle: 5 altın, 6 cıva, 2 bakır, 1 kurşun ve çinko, 19 üzlük taşı, 10 testere taşı, 4 çimento hammaddesi, 13 çeşitli inşaat taşları, 1 soda üretimi için hammadde, 21 pemza ve volkan külü, 10 kil, 9 kum-çakıl, 5 inşaat kumu, 9 alçı, anhidrid ve gec, 1 perlit, 1 obsidan, 3 vermikulit, 14 elvan ve süs taşları (akik, yesem, oniks, jad, pefritoid vs.) 11 tatlı yeraltı su ve 10 maden suyu yatakları bulunmaktadır. Bunlar da cumhuriyetin ekonomik potansiyeli için önem arz etmektedir.
Şuşa ilçesinde Şuşa üzlük taşı, Keçeldağ (Lisokor) kil, Şuşa yeraltı tatlı su, tedavi özelliğine göre ünlü Essentuki suyundan geri kalmayan Şirlan ve Turşsu maden suyu yatakları bulunmaktadır.
Hocalı ili topraklarında Zerinbağ ve Ağçay üzlük taşı, Şuşa kireç taşı, Hocalı kil, Hankendi (Esgeran grubu) kum-çakıl karışımı ve Hankendi yeraltı tatlı su yatakları mevcuttur.

Hocavend bölgesi topraklarında Ediş kabbro üzlük taşı, Hocavend kireç taşı ve yeraltı tatlı su yatakları bulunmaktadır.
Ağdere ilçesinde zengin Kızılbulak altın ve bakır, Mehman kurşun, çinko, Demirli bakır, Canyatak-Gülyatak altın, Ağdere, Şorbulak-I, Şorbulak-II testere taşı ve Ağdere gec, ayrıca da kireç taşı ve alçı yatakları vardır. Ağdere tatlı yeraltı su kaynakları bu bölgede tespit edilmiştir.
Ağdam ilçesinde testere taşı üretimine yararlı olan Şahbulak ehengdaşı yatağı; çimento üretimine yararlı olan Çobandağ ehenk taşı Boyahmedli kil ve Şorbulak kil yatakları; üzlük taşı üretimine yararlı olan Gülablı ehenk taşı yatağı; tuğla üretimine yararlı ola Ağdam kil yatağı; 2 (Haçınçay ve Gargarçay) kum-çakıl karışımı yatağı Ermeniler tarafından işgal edilmiş olan topraklarda kalmıştır.

Milli orman

qoruq

Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde 3 doğa koruma bulunuyordu:

Türyançay Devlet Doğa Koruma Alanı 
6 Mayıs 1958’de Ağdam ve Yevlah illerinin arazisinde deniz yüzeyinden 400 – 650 metre yükseklikte oluşturulmuştur. Alanın iklimi ılımlı – sıcak, kışın ise kurudur. Kapsadığı alanın % 73’nü orman oluşturmaktadır, kalan diger alanlar ormansız arazilerdir. 4 çeşit ardıç çalısı bulunmaktadır. Koruda 60 çeşit ağaç ve çalı mevcuttur. Korunun hayvanları sayıca az olsa da, çok çeşitlidir. Burada 24 çeşit memeli, 20 çeşit sürüngen, 112 çeşit kuş, 3 çeşit suda ve karada yaşayabilen hayvan mevcuttur.

Basitçay Devlet Doğa Koruma Alanı 
Basitçay Devlet Doğa Koruma Alanı Azerbaycan hükümetinin 4 Temmuz 1974 tarihli kararı ile Zengilan ilçesinde kurulmuştur. Alan Azerbaycan’ın güneybatısında, Zengilan ili arazisinde Basitçay’ın deresinde bulunmaktadır.
Alanın bulunduğu arazi genel olarak dağlık olup, deniz seviyesinden yüksekliği 600 – 800 metre kadardır. Arazisi kışları kurak geçen ılıman sıcak iklime sahiptir.
Basitçay Devlet Doğa Koruma Alanının 100 hektarını çınar ormanları oluşturmaktadır. Onlar Basitçay’ın ve onun bir kolu olan Şıhauzçay’ın deresinde bulunmaktadır. Burada hem temiz, hem de karışık çınar ormanı yayılmıştır. Karma çınar ormanında ceviz, dağdağan, tut, söğüt, kavak vs. ağaçlar; yemişan, kuşburnu, murdarça, karatikan vs. çalılar bulunmaktadır. Korunun çevresinde ve dahilinde kurt, çakal, tilki, yaban domuzu, porsuk, cüyür, gri tavşan ve çeşitli kemirgenler, memeliler, kekik, turac, güvercin vs. kuşlara da rastlanmaktadır.

Karagöl Devlet Doğa Korusu 
Karagöl Devlet Doğa Korusu 17 Ekim 1987 tarihinde Azerbaycan ve Ermenistan Cumhuriyetlerinin ortaklaşa aldıkları kararla kurulmuştur ve cumhuriyetler arası devlet koruma alanı ilan edilmiştir. Karagöl Devlet Doğa Koruma Alanı Laçin bölgesi ile Gorus bölgesi sınırında deniz seviyesinden 2658 metre yükseklikte bulunuyor.
Bölge kışları kurak geçen soğuk bir iklime sahiptir. Alanda gölü çevreleyen kara kısmı yüksek dağ bölgesine özgü olan alp çimenlerinden ibarettir. Alanda 102 bitki türü ve yarım türü bulunmaktadır. Bunlar 68 tür ve 27 aileden oluşuyor. Esas ender ve endemik bitkiler korunun sınırlarının dışında kalmıştır.
Işıklı Karagöl ve çevresi tarihi Azerbaycan toprağı olmuştur. Fakat günümüzde Ermenistan tarafından işgal edilmesi alanın kaderini olumsuz etkilemektedir.

Yasaklıklar

yasaql

Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde aşağıdaki doğa koruları bulunmaktadır:

Laçin Devlet Doğa Korusu 
Laçin Devlet Doğa Korusu Laçin ilinde bulunmaktadır. 1961 yılının kasım ayında buradaki hayvan ve kuşların korunması ve çoğaltılması amacıyla bölgeye koru statüsü verilmiştir. Korunun alanı 21,4 bin hektardır. Özel olarak korunan doğa bölgesinde ceylan, dağ keçisi, yaban domuzu, ayı, turac, kekik, karatavuk gibi nadide fauna türleri bulunmaktadır. Alanın 21370 hektarlık arazisi orta ve yüksek dağlık araziye özgü bir rölyefe sahiptir.
1989 yılında koruda yapılan denetimde: dağ-keçisi (Bezoar keçisi) 96, kaban 360, ceylan 320, ayı 110, çok sayıda canavar, porsuk, dele, tavşan vs. hayvanlar, kırkovul 200, kekik 1500 tane, tetra kuşu, bıldırcın, alabahta vs. kuşlar kayda alınmıştı.
1991 yılının Mart ayında yapılan denetim sonucunda işgalci güçler tarafından avlanması sebebiyle hayvan ve kuşların sayısının hayli azaldığı, 90’lı yılların sonlarından itibaren ise bazı türleri yok etmeye başladıkları gözlenmiştir.
Bölgede Hacışamlı ormanında dünyada en değerli tür olan kırmızı meşe (altın meşe) vardır. Bu ağacı kullanmak için Çar hakimiyeti zamanında Fransızlar zor dağlarda, Hankendin’den Kırkgız dağını aşarak, araba yolu çekmişlerdi. Fakat Sovyet hakimiyeti döneminde onlar bu tahtaları alıp götürememişlerdir.
Günümüzde bölge Ermenistan silahlı kuvvetlerinin işgali altındadır ve onun faaliyeti tamamen durdurulmuştur.

Kubadlı Devlet Doğa Koruma Alanı 
Azerbaycan’da bulunan en büyük koruma alanlarından biri Kubadlı Devlet Doğa Koruma Alanıdır. Temmuz 1969’da Kubadlı ve Laçin illerininde oluşturulmuştur. Bu Alan Kubadlı ilçesinin kuzey kısmının: Basarat, Deştahat, Muradhanlı, Amudurh köylerinin, Laçin ilinin güney kısmının: Yukarı Ferecan, Aşağı Ferecan, Suarası Kışlak, Hanlar köylerinin Dağlık Karabağ bölgesinde ise Hocabird, Arpa Gedik, Tağ köylerinin arazisinde dağ – bozkır alanlarını kapsıyor. Yüzölçümü 20000 hektardır.
Burada kırmızı meşe, ceviz ağacı, veles, kayın, ardıç, yemişan gibi ağaç türleri, kuşburnu, böğürtlen çalıları geniş çapta yayılmıştır. Ormanın zenginliği bölgede hayvanat alemi için elverişli ortam sunmaktadır. Ceylan, keçi, yaban koyunu, yaban domuzu, konur ayı, kaplan, vaşak, canavar, tilki, çakal, porsuk, tavşan ayrıca turac, kırkovul, kekik, bıldırcın, orman horuzu, tavuk bu ormanların daimi sakinleri sayılırlar.
Günümüzde alan Ermenistan silahlı kuvvetlerinin işgali altındadır ve onun faaliyeti tamamen durdurulmuştur. İşgalciler Laçin, Kelbecer bölgelerinde kırmızı meşe ağaçlarını doğrayarak, konyak üretimi için dış ülkelere satıyor, ceviz ağaçlarını mobilya malzemesi gibi kullanıyor, kır hayvanlarını toplu olarak avlıyorlar.

Daşaltı Devlet Doğa Koruma Alanı 
Daşaltı Devlet Doğa Koruma Alanı 24 Kasım 1981 tarihli özel karar ile (1988 yılında) Şuşa ve Askeran bölgesinde yapılmıştır. Yüzölçümü 450 hektardır. Şuşa şehri ve Şuşa ili Azerbaycan’ın en sefalı ve büyülü doğası ve tarihi abidelerle zengin köşelerinden biridir. Onların korunması, etalon toprak gibi korunması doğa ve tarih açıdan önemlidir.
Arazisi zengin orman, çalı ve ot bitkilerinin doğal müzesi biçimindedir. Burada meşe, veles, kayın, ıhlamur, göyrüş, yemişan, kuşburnu, kızılcık, ezgil, elma, armut, erik vs. ağaç ve çalılar bulunmaktadır. Bölge ilaç, endemik ve nadide bitkilerle zengindir.
Burada ceylan, yaban domuzu, dele, tavşan, kurt, çakal, ve onlarca kuş türü bulunmaktadır.
1992 yılından itibaren koruma alanı Ermenistan silahlı kuvvetlerinin işgali altında bulunmakta ve tamamen yok edilmiş durumdadır.

Arazboyu Devlet Doğa Koruma Alanı
Besitçay Devlet Doğa Koruma Alanı suna tabiyetinde bulunmanın yanısaıra Zengilan ilçesinin İran sınırında, Aras nehrinin sol kıyısında Haziran 1993’te oluşturulmuştur. Uzunluğu 50 km, genişliği 50-100 metre, bazı yerlerde ise 200-250 metreye ulaşan bu arazi 2,2 bin hektardır.
Alanın oluşturulmasında temel amaç tugay ormanlarının, ayrıca burada bulunan fauna ve floranın korunması, arazinin su dengesinin depolanması ve bioçeşitliliyin korunmasıdır.
İşgalden önce burada mevcut olan hayvanların yaklaşık sayı olarak muhasebesi yapılmıştı. Burada 300 baş kadar yaban domuzu, 7 baş konur ayı, 350 baş tilki, 300 çakal, 15 baş canavar, 70 baş porsuk, 12 baş ceylan bulunduğu anlaşılmıştır. Kuşlardan daha ziyade turac, kırkovul, kekik, bıldırcın, yeşilbaş ördek burada bulunmaktadır.
Günümüzde koru Ermenistan silahlı kuvvetlerinin işgali altında bulunmaktadır ve buradaki çalışmalar tamamen durdurulmuştur.

Ekoloji sorunlar

ekoproblem

Ermenistan tarafından başlatılmış savaş Azerbaycan’ın işgal olunmuş Dağlık Karabağ ve çevre ilçelerinin şehir ve köylerinin dağıtılmasına, aynı zamanda bölgedeki bitki ve hayvanlar aleminin mahvedilmesine ve tümüyle ekolojik dengenin bozulmasına neden olmuştur. Ermenistan’ın işgalci politikası sonucunda doğal servetler, özellikle korunana arazilerdeki ormanlar ve bitki örtüsü acımasızca mahvedilmektedir. Azerbaycan tabiatına özgü toprak örtüsü, yüzyıllık ağaçlar, şelaleler, doğal mağaralar, parklar, özgü jeolojik yapılar, paleontoloji katmanlar da mahvedilmektedir.
Biyosferin bir kısmını oluşturan ormanlar canlıların besi zincirinin oluşturur ve burada değişik bitki ve hayvan türleri yaşamaktadır. İşgal edilmiş bölgede ormanların kesilmesi toplu bir hal almıştır. 1988 yılında Ermenistan’ın «Kanaker» Alüminyum fabrikası çalışanlarına dinlenme tesisleri inşa etmek için Azerbaycan’ın yetkili mercilerinin onayını almadan, keyfi surette Karabağ’ın Tophana ormanında kıymetli ağaçları vahşice kırmaya başlamışlar. İşgal edilmiş arazilerde ormanların kesilmesi söz konusu bölgede ekolojik dengenin bozulmasına ve Güney Kafkasya bölgesinde ekolojik kazaların meydana gelmesine neden olabilir. Ormanlar sadece askeri amaçlar için değil, inşaat malzemesi, mobilya üretimi ve diğer amaçlarla askerilerin yardımıyla keserek askeri araçlarla taşınmaktadır. Gazah istikametinde, Murovdağ silsilesi boyunca, Ağdere ilçesi istikametinde Talış, Gülüstan, Baranbart ormanlarında 100 hektarlarla alanda fıstık, sakız ağacı, çam, meşe vs. yaşlı ağaçlar kesilmiştir.
Halen Ağdere ve Hankendi orman işletmelerine ait büyük alanı kapsayan verimli fıstık ormanları, Laçın ilçesinin Şelve deresindeki dekoratif odunlu iri gövdeli kırmızı meşeler, Besitçay korusundaki muhteşem çınar ve ceviz ağaçları, Kelbecer orman işletmesine ait ayı fındığı ağaçları Ermenistan tarafından seri şekilde kesilerek yurt dışına ihraç edilmektedir.

Besitçay Devlet Tabiat Korusundaki şark çınarlarının bazılarının yaşı 1200-1500 yıl arasında değişmektedir. Bu ağaçların gövdelerinin çapı 4 m, yüksekliği 54 m’den fazladır. Avrupa’da benzeri olmayan bu büyük ağaçlar işgalciler tarafından acımasıca mahvedilmektedir.
Araz meşesini bu bölgede geçici olarak iskan etmiş Ermeniler yıl boyunca yakıt olarak tüketmektedirler. Kontrol dışında kalmış, dünyada sadece bu bölgede yetişen endemik türlerin toplu şekilde doğranmasını ekolojik soykırım olarak değerlendirilebilir.
Ağdam ilçesinin Yusifcanlı iskan biriminde güney tarafı (Ağdam ilçesi temas hattı) orman ve yeşil alanlar, bağ alanları tamamen mahvedilmiştir. Novruzlu iskan biriminin kuzeydoğu tarafındaki ormanlar (Ağdam ilçesi) kesilerek Ermeni ordusuna ait araçlarla taşınmıştır.

Dünya terör ve yolsuzluğa karşı «Bank-Enformasyon» Uluslararası Strateji Araştırmalar Merkezinin raporunda şöyle geçmektedir:
1. Zengilan ilçesinin 107 ha arazisinde yerleşik koru alanı neredeyse yeryüzünden silinmiş, çınar alanları seri şeklinde İran mobilya fabrikalarına ve diğer inşaat ve sanayi tesislerine satılmıştır.
2. Ermenistan askeri birliklerinin koru alanının 42 ha bölümünde yerleştirilmesi sonucunda ağaçlar tamamen mahvedilmiştir.
3. 2000 yılında 70 çınar ağacının her biri 100 ABD dolarına Tahran valiliğine satılmıştır.
4.110 çınar ağacı kökünden sökülerek Göyçe (Sevan) gölü sahillerine ve Erivan şehri çevresine nakledilmiştir.
5. Besitçay koru alanında 1995-1997 yıllarında 89 Ermeni ve 136 Fars verem tedavisi olmuşlar.
Bu dönemde yasa dışı yol inşaatları sonucunda ormanların toplu şekilde kesilmesi, bombardımanlar ve yangınlar sonucunda, bombardımanlar ve yangınlar Gazah, Tovuz, Zengilan, Gedebey, Kelbecer, Hanlar, Gubadlı ilçelerinin ve Dağlık Karabağ Özerk Bilayeti ormanlarından 0,5 mln’den fazla ağaç ve kolları, 152 adet relik ağaç türleri, 13197,5 hektar kıymetli ağaç alanları, 665 hektar doğal rehabilitasyon ormanları, 75 hektar yapay orman malzemesi, tabiat abidesi statüsü almış 5 jeolojik yapı vahşice dağıtılmış, ticaret amacıyla kullanılmıştır. Ayrıca üzümlük alanlar da kesilmiş ve beton direkler mühendis savunma istihkamları çalışmalarında kullanılmıştır.
İşgal altındaki topraklarda, özellikle Ağdam ilçesinde Ermenistan’dan getirilmiş radyoaktif atıklar bulundurulmaktadır. Dağlık Karabağ’da 250 bin hektar ormanlık alan nükleer atıklarla kirletilmiştir.
Kelbecer ilçesinin çok geniş arazileri kapsayan yükse alp çimenleri tanınmaz hale getirilmiştir.
Bölge suları, nehirler ve kanallar sadece bu bölgenin değil çevredeki arazilerin de ekolojisinde önemli rol oynamaktadır. İşgal edilmiş arazilerden akan çayların hazırda Ermeniler tarafından değişik menşeli atıklar ve akıntılarla kirletmektedirler. Honeşen, Gar-Gar çayı, Haçınçay, Terter çayı başlangıçlarını işgal edilmiş arazilerden almaktadırlar. Bu nehirlere yaşamsal atıklar ve kirli sular akıtılır.
Nahçivan Özerk Cumhuriyetinin doğal kaynaklar ortamında önemli rol oynayan Araz nehrinin ekolojik durumu ise daha vahimdir. Ermenistan tarafından Araz nehrinin uzun yıllar kirletilmesi kıymetli balık türlerinin tükenmesine neden olmuştur. Önceler kayda alınmış 21 balık türü sayısı azalarak 10-15 yılda 16’ya inmiştir.
Zod yatağında altın imalatında insan sağlığı için çok tehlikeli olan siyanür maddesi kullanılır ve bu maddenin su ile karışımı Araz nehrine akıtılır. Bu ise Güney Kafkasya’da Ermenistan tarafından toprağın, atmosferin ve ekoloji dengenin bozulmasına neden olmaktadır.

Fuzuli ilçesinden akan Köndelençay ve Kuruçay’ın suyunu kullanmış insanların vücudunda değişik cilt hastalıklarının olduğu gözlemlenmiştir. Bunun kaynağı Ermenilerin Fuzuli ilçesinin Seyidmahmudlu ve Karahanbeyli köyleri arasında bulaşıcı hastalıklarla ilgili araştırma yapan laboratuardır.
Serseng barajının teknik bakımı yapılmazken su kullanım rejimine de uyulmamaktadır. Baraj kaza durumunda olduğu için barajdan aşağı bölgede yaşayan 400 bin insanın yaşamı tehlikededir. Bunun dışında Serseng barajı işgal edildikten bugüne kadar baraj suyu sarfiyatının %85-90’ı gereksiz dönemlerde, özellikle kış aylarında verilmektedir.
Azerbaycan Cumhuriyetinin işgal altındaki Kelbecer ilçesindeki “İstisu” üretilerek ambalajlanmaktadır. Ambalajların üzerinde ise güya bu suyun Ermenistan’ın Cermuk bölgesinde üretildiğine ve kimyasal içeriğine ilişkin Farsça yazılı etiket bulunmaktadır.
Ermeni milliyetçileri işgal edilmiş Karabağ bölgesinde narkotik maddeler üreterek burayı terör yuvasına dönüştürmüşler.
Cephe hattındaki Ağdam, Fuzuli, Cebrayıl, Terter ve Hocavend ilçelerinin arazileri Ermeni işgalcileri tarafından kasıtlı bir şekilde yakılmıştır. Yangınlar Ermenilerin denetimindeki binlerce hektar alanı kapsarken Azerbaycan’ın kontrolü altındaki arazilere de yayılarak çevreye ve canlı doğaya büyük zarar vermiştir. Yangınlar ekin ve meraları mahvederken su kaynaklarının azalmasına neden olmaktadır.

Etnik içerik

XX yüzyılın başlarında Ermeni tarihçisi N.Adons Ermenilerin menşeinden bahsederken M.Ö. 7. yüzyılda Kimmer aşiretlerinin akınları sonucunda Küçük Asya’da yaşadıkları yerlerden sıkıştırılan Frigya Ermenilerinin Fırat nehrinin geçerek yerli Aramey halkına karıştığını yazmaktadır. Gelme Frigyalıların Aramey menşeli yerlilerle karışması sonucunda Ermeni halkının çekirdeği şekillenmiştir. Ermenilerin çifte adı – Hayk ve Armenius onların kökeninin iki halktan geldiğine dair en sağlam delildir. Geçen yüzyılın başlarında başka bir Ermeni araştırmacı B.İşhanyan şöyle yazmaktadır: “Ermenilerin gerçek vatanı … Küçük Asya’dır, yani Rusya sınırlarının dışındadır ve Güney Kafkasya’da birkaç saf Ermeni eyaleti dışında (başlıca olarak İrevan bölgesinde) Kafkasya’nın değişik bölgelerine sadece son yüzyıllarda serpilmişler”.
Dağlık Karabağ’ın (Arsak’ın) Albanyanın tarihi eyaletlerinden biri olduğunu Erken Orta Çağ Ermeni tarihçileri Ananiya Şiraklı, Moisey Horenli vd. de doğrulamaktadır. Musa Kalankatlı’nın “Alban Tarihi”nde Arsak’ta Ermenilerin yaşadığına dair hiçbir bilgiye rastlanmamaktadır.

1823 yılı Karabağ’ın nüfusuna dair belgelerine göre o dönemde Karabağ’da bir şehir ve 629 köy vardı. Bu köylerin 436’sı Azerbaycanlı, 161’i Ermeni, 2’si karışık, 30’u ise etnik kimliği belirtilmemiş köylerdi. 1823 tarihli, nüfus sayımı verilerine göre Ermeni yaşayan 2, hatta 1 hanesi olan iskan birimleri de Ermeni köyü olarak belirtilmiştir. Bu ise etnik menşei belirtilmemiş köylerin ekseriyetinin Türk menşeli olduklarını göstermektedir.
Tarihi verilere göre Rus-İran savaşı sırasında Karabağ hanlığını sadece Türk menşeli ahali terk etmiştir. 1823 yılı nüfus sayımı verilerinde göre Ermenilerin Karabağ’ı terk etmesine dair hangi bir kayıt bulunmamaktadır. Bilakis, söz konusu belgelere göre, 1817-1823 yıllarında Karabağ hanlığına Hoy, Beyazid, Van ve İran’ın değişik bölgelerinden Ermenilerin göç ettiği görülmektedir.24 Nisan 1828 yılında Paskeviç göç politikasını yöneten Lazarev’e göçmenlerin büyük kısmının, özellikle de fakir olanlarının Karabağ’a göçürülmesine dair talimat vermiştir.
1911 yılında Rus araştırmacısı N.Şavrov 1828-1830 yıllarında İran’dan 40000, Türkiye’den 84600 Ermeninin Güney Kafkasya’ya göçürülerek neredeyse Ermeni nüfusun bulunmadığı Yelizavetpol ve İrevan guberniyalarında (vilayetlerinde), özellikle Yelizavetpol guberniyasının dağlık bölgesinde ve Göyçe gölü sahilinde meskunlaştırıldığını yazmıştır. Şavrov halen Güney Kafkasya’da yaşayan 1 milyon 300 bin Ermeniden 1 milyondan fazlasının bu bölgeye göç ettirilmiş Ermeni olduğunu yazıyordu.
10 Şubat 1828 yılında imzalanmış “Türkmençay Anlaşması”nın 15. maddesinde Ermenilerin göç ettirilmesine dair hüküm yer almıştır. Ermenilerin göçürülmesini organize etmek için İrevan ve Nahçivan’da göç komiteleri oluşturulmuştur. Göçmenlere önemli ayrıcalıklar tanınmıştır. Onlar 6 yıl müddetine vergi ve yükümlülüklerden muaf tutulacaklardır. Onlara İran’dan alınan tazminattan kaynak da ayrılmıştır. İmparator I. Nikolay’ın 21 Mart 1828 tarihli fermanına göre Azerbaycan’ın Nahçivan ve İrevan hanlıkları feshedilmiş, onların yerinde Rus hakimleri tarafından yönetilen «Ermeni Bölgesi» adlı yeni idari kurum oluşturulmuştur. 1849 yılında bu bölgenin adı değiştirilerek İrevan guberniyası adlandırılmıştır. 1922 yılı sonlarında Karabağ’ın dağ ve ova idari birimlerine ayrılması konusu gündeme getirilmiştir. Konuyla ilgili Karayev, Dövletov ve Mirzoyan’dan ibaret komisyon bir öneri hazırlayarak Transkafkasya Vilayet Komitesinin parti toplantısına sunmuştur. Vilayet Komitesinin tavsiyesiyle Azerbaycan Komünist Partisi 1 Temmuz 1923 yılında Karabağ’ın dağlık bölgesine özerklik vermiş ve 7 Temmuzda kararı yayınlamıştır. Böylece Dağlık Karabağ Özerk Cumhuriyeti kurulmuştur.
Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti o dönemde yönetimde olanların sorumsuzluğu yüzünden coğrafi kriterle değil etnik kriterle tesis edildi. Bu Ermenilerden yana bir sonuç ortaya çıkarmıştır. Mesela Ağdere ilçesinin 10-20 km yakınındaki Azerbaycan Türk köyleri vilayet sınırları içine alınmamış, 40-60 km uzaklıktaki Ermeni köyleri ise bu ilçeye bağlanmıştır. Böylece Karabağ’ın dağlık ve ova kısımları birbirinden ayrılmıştır.
1979 yılında ise bu gösterge 37,2 bin (%23,0) olmuştur. 1989 tarihli genel nüfus sayımına göre vilayetin toplam nüfusu içinde Azerbaycanlıların sayı 40,6 bin ulaşmıştır. Zaman-zaman Azerbaycanlıların ata yurtlarından zorla göçürülmesi bu rakamların artımını olumsuz etkilemiştir.

Karabağ’ın florası

flora

Azerbaycan Cumhuriyeti arazisi zengin floraya sahiptir. Burada 4500 ‘den fazla çiçekli, yüksek cinsli bitki türü yayılmıştır. Türlerin toplam sayısına göre Azerbaycan’ın florası Güney Kafkasya cumhuriyetlerinin en zenginidir. Öyle ki, ülkede yayılan bitki türleri Kafkasya’da biten bitki türlerinin genel miktarının % 66 ‘ini oluşturuyor.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nde floranın zengin ve bitki örtüsünün rengarenk olması, onun fiziksel-coğrafi ve doğal-tarihi ortamının çeşitliliği ve ayrıca uzak floristik alanların etkisi altında oluşmuş karmaşık tarihi ile ilgilidir.

Azerbaycan’ın Ermenistan tarafından işgal edilmiş topraklarında 247 352 hektar orman alanları kalmıştır. Buradaki bitkilerin çoğu endemik türler olup dünyanın hiçbir yerinde doğal halde bitmiyor.

Karabağ’ın coğrafyasında yaygın bitkiler genellikle şunlardır:

Hirkan çobanpüskülü – pirkal (İlex hyrcana Pojark) – Relikt (cinsi tükenmekte olan türdür) türdür. Neslinin tükenmesi tehlikesi var. Hankendi yakınlarında Badara ve Daşaltı köyleri çevresinde rastlanır. Dağınık halde kayın ağacı, kayın-gürgen ve karışık ormanlarda çalılık gibi rastlanır.

Kafkasya Kardeleni (Galanthus caucasicus (Baker), A.Gross) – Nergisgiler familyasından bir bitki. Alanı azalmakta olan nadir türdür. Şuşa’da (Keçel-Gaya ve Tophana civarında) ve Füzuli`de bitiyor. Ormanın nispeten açık bölümlerinde ve kenarlarında ağaç ve çalıların etrafında bitiyor. Rezervi çok azdır.

Komarov pire otu – Bileşikgiller familyasından bir bitki. Azerbaycan’ın nadir endemik türüdür. Dağlık Karabağ’ın alp Kuşağı kayalıklarında bitiyor. Türe nadir rastlanır.

Güzel skorzonera (Sjorzonera pulchra Lomak) – Bileşikgiller familyasından bir bitki. Çok nadir endemik türdür. Azerbaycan’da sadece Dağlık Karabağ’da Hocavend ilçesinde Ziyaret Dağı’nda ve Tophana bölgesinde rastlanır. Orta dağ kuşağından başlayarak subalp kuşağına kadar kayalı-çakıllı yamaçlarda bitiyor.

Güzel telegiya – Bileşikgiller familyasından bir bitki. Nadir bitki türüdür. Dağlık Karabağ’da ve Kelbecer`de Yukarı Ayırım köyünde yayılmıştır. Orta Dağlık ve subalp Kuşakları’nın ormanlarının yüksek yeşillik ve dağ çimenlerde bitiyor. Tek tek rastlanır.

Kafidemsi Taflan (Euonymus velutina Fisch. Et Mey) – Taflan familyasından bir bitki. Nadir relikt türdür. Yukarı Karabağ’da Hocevend ilçesinde yayılmıştır. 1800 m-ra kadar yüksekliğe gibi olan aydınlık ormanlar, dağ yamaçlarında ve dereler boyu bitiyor.

Ağaca benzer fındık-ayı kayını – Fındıkgiller familyasından bir bitki. Nesli tükenmekte olan relikt türdür. Kelbecer ilçesi Çiçekli ormanında bitiyor. Orta dağlık kuşağında (deniz seviyesinden 1000-1700 m yükseklikte), geniş yapraklı kayın-gürgen, meşe-gürgen ormanlarında karışık halde bitiyor.

Adi kestane – Fındıkgiller familyasından bir bitki. Alanı gitgide azalan relikt türdür. Yukarı Karabağ’da Hankendi çevresinde yayılmıştır. Deniz seviyesinden 600-1100 m yükseklikteki dağlık kuşağın kuzey yamaçlarında dağ vadileri ve derelerin yamaçlarında rutubetli konur killi topraklarda bitiyor.

Araz meşeyi – Kayıngiller familyasından bir bitki. Nadir endemik türdür. Zengilan ilçesinde (Bartaz, Göyeli, Ördekli, Sayıflı, Keçikli, Yukarı Yemezli köyünün civarında) yayılmıştır. Düşük dağlık kuşakta deniz seviyesinden 1000-1300 metre yükseklikte bitiyor. Kserofit seyrek orman oluşturur. Zengilan ilçesinde 10 bin hektar alanda nadir bitki gibi muhafaza ediliyordu.

Şoranyer kargasoğanı – Süsengiller familyasından bir bitki. Zengilan bölgesi çevresinde yayılmıştır. Yok olmuş tür olduğu tahmin edilmektedir.

Karabağ dağlalesi (Tulpa karabashensis Gross) – Zambakgiller familyasından bir bitki. Güney Zakafkasya`nın nadir endemik türüdür. Dağlık Karabağ’ın Şuşa, Tophana, Domů, Tag ve Tuğ köyleri çevresinde yayılmıştır. Deniz seviyesinden 1800 metre yüksekliğe kadar taşlı-çakıllı yamaçlarda bitiyor. Tek tek rastlanır.

Şmidt dağlalesi (Tulipa schmidtii Fomin) – Zambakgiller familyasından bir bitki. Güney Zakafkasya’ya mahsus, tükenmekte olan endemik türdür. Hocavend, Şuşa, Cebrail bölgelerinde yayılmıştır. Kuru, otlu yamaçlar çalılıklar arasında bitiyor.

Saksağan gülhatmisi (Alce sachsashanica İljin) – Ebegümecigiller silesindendir. Azerbaycan’ın nadir endemik türüdür. Hankendi’nde, Şuşa’da (Saksağan Dağı ve derbi doğrusu) ve Xohavend`de yayılmıştır. Deniz seviyesinden 1700 metreye kadar yükseklikte kuru taşlı yamaçlarda bitiyor.

Uzun yapraklı Kepalentera (Cephalanthera longifolia (L.) Fritsjh) – Alanı küçülmekte olan ve az rastlanan ender türdür. Hankendi çevresinde rastlanır. Düşük ve orta dağlık Kuşaklarının ormanları ve çalılıklarda bitiyor.

Kafkasya kaş orkidesi (Ophrys caucasica Woronow ex Grossh) – Kafkasya’nın nadir endemik türüdür. Cebrail, Gubadlı bölgeleri topraklarında, orta dağlık kuşağın kayalıkları arasında, otlu yamaçlar, orman kenarlarında, çalılıklarda bitiyor.

Bucuklu limodorum – Monotip cinsli çok nadir bitki türüdür. Dağlık Karabağ’ın orman kuşağında seyrek ormanlarda, çalılıklar arasında, orman kenarlarında bitiyor.

Doğu çınarı (Platanus orientalis L. (P. digitifolia Palb)) – bünyesi azalmakta olan relikt türdür. Zengilan ilçesi Besitçay ve Ohçuçay vadilerinde, Ağdere`de yayılmıştır. Çay kıyılarında, deniz seviyesinden 1000 m yüksekliğe kadar dereler boyunca tabaka sularının yeterince nemlendirdiği alanlarda bitiyor. Besitçay Devlet Doğa koruma alanında muhafaza ediliyordu.

Durum buğdayı (Triticum monococcum L) – Çok nadir türdür. Dağlık Karabağ’da Hankendi, Tophana civarında, Şuşa, Laçin bölgelerinde yayılmıştır. Kuru, çakıllı, kumlu, killi yamaçlarda bitiyor. Önemli seleksiyon önemi var.

Adi nar – Tabii sınırlarda miktarı azalan relikt çeşittir. Zengilan ve Cebrail bölgelerinde yayılmıştır. Kurak yamaçlarda,  nehir kıyılarında bitiyor.

Adi orman kirazı – Tükenmek haddine ulaşmış ender türdür. Laçın, Ağdere bölgelerinde yayılmıştır. Orta ve üst dağlık kuşaklarında, orman kenarında, daha çok geniş yapraklı ormanların içinde bitiyor.

Ateş dikeni (Pyracantha coccinea Roem) – Doğu Akdeniz kıyılarına özgü ender türdür. Dağlık Karabağ’da, Şuşa yakınlarında Daşaltı köyünde yayılmıştır. Çay boyu çakıllarda, orman kenarlarında, seyrek ormanlarda, çalılıklarda deniz seviyesinden 1800 m yüksekliğe kadar taşlı yamaçlarda rastlanır.

Kafkasya avrat otu – rezervi ve alanı azalmakta olan Avrupa kökenli türdür. Küçük Kafkasya’nın dağ kayın ormanlığında, yol kenarlarında, Derelerde biter.

Adi porsuk (Taxus baccata L) – Nadir relikt türdür. Hocavend ve Kelbecer bölgelerinde yayılmıştır. Deniz seviyesinden 1900 m yüksekliğe kadar kayın-gürgen türlerinde meşealtı gibi tesadüf edilir. Mevcut ağaçları korumak ve becerilmesini düzenlemek gerekir.

Zakafkasya mezeryonu – Alanı küçülmekte olan nadir bitki türüdür. Cebrail, Gubadlı bölgelerinde yayılmıştır. Orta dağlık kuşağından başlamış 2900 m yüksekliğe kadar kirecli kalkerli kuru yamaçlarda bitiyor.

Gürgen yapraklı zelkova (Zelkova carpinifofolia (Páll) C.Koch. (Z.hyrcana Grossh. Et Jarm)) –Kafkasya’nın ve İran’ın nadir relikt bitkisidir. Dağlık Karabağ’da Hankendi, Şuşa, Hocavend, Fuzuli bölgelerinde yayılmıştır. Karabağ’ın güneydoğusunda Gürcü meşeyi ile karışık veya temiz ormanları var.

Yabanasması (vitis silvestris Gmel) – Alanı azalmakta olan nadir çeşittir. Hocavend, Zengilan (Ağbend köyü) bölgelerinde yayılmıştır. Nehir alüvyal obasında ve ormanlarda bitiyor.

Alp vudsiyası – Çok nadir tür olup arkto-alp reliktidir. Cebrail ilçesinde rastlanır. Yukarı dağlık ve Alp kuşaklarında, kaya gediklerinde, taşlı ve kayalı yerlerde bitiyor. Yüksek dekoratif ve bilim için önemli türdür.

Kokulu ardıç (Juniperus foetidissima Willd) – nadir tür olup deniz seviyesinden 1000 m yüksekliğe kadar düşük ve orta dağlık kuşakların taşlı-kayalı, kuru yamaçlarında biterek Cebrail ilçesi Çullu, Gazanzemi, Şıhlar köyleri arazisinde yayılmıştır.

Tavuk çiçeği (Sternbergiya fischeriana (Herb) Roem) – nadir, alanı azalan tür olup, genellikle, orta ve düşük dağlık kuşakların kuru yamaçlarında biterek belirtilen arazide Şuşa ilinin Tophana topraklarında, Ağdam ilinin Göytepe, Fuzuli ilçesi Dövletyarlı köyleri çevresinde (Garaköpektepe ve Yelligedik arazisi) yayılmıştır.

Hirkan inciri (Fikus hyrcana Grossh) – Azerbaycan’ın endemik bitki türü olup düşük dağlık kuşağın nemli-yumuşak iklim ortamında yetişmektedir. Şuşa, Hankendi çevresinde yayılmıştır.

Acutiloba süsen (İris acutiloba CAMey) – nadir, sınırlı alanı Kafkasya endemikidir. Kuru killi-kumlu, taşlı yamaçlar ve Deniz Kenarı kumluklarda biterek Hocavend (Kuropatkino köyü çevresi) ve Şuşa etrafında (Tophana) yayılmıştır.

Kamilla süseni (İris camillae Grossh) – nadir sınırlı endemik türdür. Kuru, çakıl, taşlı yamaçlarda biterek gösterilen bölgede Ağdam ve Esgeran çevresinde yayılmıştır.

Kuznetsov dağlalesi (Anemone kusnetzowii Woronow ex Grossh) – tükenmekte olan Güney Karabağ endemik türü olup düşük dağlık kuşak, çalılıklar arasında biterek eski SSCB coğrafyasında sadece Azerbaycan’da – Cebrail ilçesi Daşkesen ve Güzlah köyleri arasında rastlanıyordu.

Acantholimon tenuiflorum (Acantholimon tenutiflorum Boiss) – Azerbaycan’ın sınırlı alanı endemik türü olup kuru-killi, çakıllı yamaçlarda bitiyor. Terter ilçesi Borsunlu köyü çevresinde rastlanır.

Yuliya dağlalesi (Tulipa schmidtii Fomin) – Kuzey İran kökenli nadir tür olup kuru kireçli ve taşlı yamaçlarda bitiyor. Belirtilen arazide Cebrail bölgesi Soltanlı kasabası çevresinde yayılmıştır.

Azerbaycan beyazgülü (kuşburnu, dergül) (Rosa Azerbajdzhanica Novopokr et Rzazade) –Azerbaycan’ın nadir endemik türü olup orta dağlık kuşağın taşlı, çakıllı yamaçlarında bitiyor. Kelbecer şehri civarında rastlanır.

Peucedanum pauciradiatum (Peucedanum pauciradiatum Tamasch) – nadir endemik tür olup (Kafkas) düşük ve orta kuşağın kara taşlı ve çakıllı yamaçlarında biterek Zengilan ilçesi Ağbend köyü çevresinde yayılmıştır.

Dağ muşmulası (Cotoneaster saxatilis Pojark) – Azerbaycan’ın nadir endemik türüdür. Taşlı yamaçlarda, çalılıklarda bitiyor. Zengilan ilçe Ağbend köyü topraklarında rastlanır.

At the Bul-Bul – Azerbaycan’ın nadir endemik türüdür. Genellikle Karabağ bölgesinde rastlanır. Özel güzelliği ile seçilir.

Günümüzde Karabağ’ın zengin florasının bir parçasının yok olduğunu, bir bölümünün ise Ermeni işgalcileri tarafından yok olmak tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını belirtmek isterim.

Karabağ’ın faunası

fauna

Azerbaycan’ın Ermenistan tarafından işgal edilmiş büyüleyici ve güzel bölgesi, dünyada çok nadir ve harikulade iklime, bitki örtüsüne ve hayvanlar âlemine sahip olan Karabağ Küçük Kafkasya tabii vilayetinin en karakteristik parçasıdır. Karabağ Ermenistan’ın işgaline kadar kendisinin hayvanlar alemi ile Azerbaycan’ın kalan 4 tabii vilayetlerinden zengin biyoçeşitliliği ile avantaj oluşturmuştur. İşgal altındaki topraklarda bulunan fauna türleri arasında kara omurgalılar özellikle avantaj oluşturmuştur. Bu türler içerisinde Küçük Kafkasya tabii vilayetine dahil olan Dağlık Karabağ, Aran Karabağ arazilerine ait olan manzara ve biyotoplarda bulunan nadir ve soyu tehlikede olan türlerin kaderi daha çok endişe uyandırıyor.

Azerbaycan’da mevcut faunanın 25 bin türü eklem bacaklılar, 630 tür ise omurgalılar faunasına aittir. Tüm fauna 25630 türden ve yarım türden oluşmuştur.

Bu faunaya dahil olan ve Ermeni işgali altında kalmış Dağlık Karabağ ve çevre bölgelerin topraklarında 5307 çeşit fauna temsilcileri olmuştur ki, bu da genel faunanın % 20,7’sini oluşturur.

Bu koruma alanlarında fauna türlerinden canavar, çakal, yaban domuzu, porsuk, bezoar keçi, Karaca, tavşan ve çeşitli kemirgenler;

bıldırcın, tahtalı, güvercin, kekik, Turaç gibi kuşlara da rastlanıyordu. Ayrıca yasaklıklarda

  1. yaban domuzu,
  2. Boz ayı,
  3. bezoar keçi,
  4. Karaca,
  5. canavar,
  6. tilki,
  7. çakal,
  8. Leopar (olasılığı vardı) vb. küçük kemirgenler, kuşlardan tetra, bıldırcın, tahtalı, kekik ve yırtıcı kuşlar yerleşmişler.

İşgal altında kalmış bölgelerden biri de Daşaltı devlet yasaklığıdır. Yasaklığın oluşturulmasında temel amaç «Tophana” denen devlet orman vakfının ve burada bulunan Karaca, yaban domuzu, sincap, tavşan, canavar, tilki, çakal vb. hayvanlar, onlarla tür kuşun korunmasından ibaret olmuştur.

İşgal altındaki Dağlık Karabağ ve onun çevre bölgeleri (Laçin, Ağdam, Fuzuli, Zengilan, Gubadlı, Cebrayıl, Kelbecer) bölgelerinde yerleşik böcekler (hayvan) sınıfı İnsekta temsilcilerinden işgal altındaki Karabağ bölgesinde 70 türe yakını yerleşmiştir.

Dağlık Karabağ ve onun çevre bölgeleri doğal koşulları ve bitki örtüsü ile Azerbaycan’ın diğer bölgelerinden keskin biçimde farklılık göstermekle çok zengin omurgasız hayvanlar alemine sahiptir. Burada işgale kadar Dağlık Karabağ ve onun çevre ilçelerinde böceklerin yaklaşık 4500-5000 türü yayılmıştır. Bu türler Azerbaycan’da yayılmış genel eklem bacaklıların % 20’e kadarını oluşturmaktadır. İşgal altındaki topraklarda böcekler faunasının 56 türü nadir, endemik ve nesli tükenmek tehlikesi olan türler olduğu için çoğu özel olarak Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin Kırmızı listesi`ne ve Azerbaycan’ın Kırmızı kitabı`na dahil edilmiştir.

Azerbaycan’ın hiçbir bölgesinde rastlanmayan endemik ve relikt, hatta fauna ve bilim için yeni olan omurgasız hayvan türleri oldukça fazladır. Bu fazlalık buranın sakinleri olan tüm omurgasız hayvan gruplarında kendini gösteriyor. İşte bu yüzden de Dağlık Karabağ ve onun çevre bölgeleri ilginç bir toprak gibi Azerbaycan etnomoloji uzmanlarının ilgi odağı olmuştur. Onlar bu bölgelerden, özellikle burada savaş başlanmamışdan önce kapsamlı araştırma çalışmaları yapmışlardır. Bu amaçla Ağdam, Şuşa, Ağdere, Hocavend, Kelbecer, Terter, Cebrayıl, Gubadlı, Zengilan, Füzuli bölgelerine düzenli geziler düzenlenmiş, çok şekilde omurgasız hayvan türü toplanmıştır. Toplanmış omurgasızlarının en geniş yayılanı ve zengin çeşit terkibine sahip olanı kelebekler ve böcekler olmuştur.

Malzemelerin tayini ve işlenmesi sonucunda kelebeklerden nadir ve nesli tükenmek tehlikesi olan 28 çeşitinin Dağlık Karabağ’da yayıldığı tespit edilmiştir. Bunlar:

  1. sarımsı-gri Cybosia mesomella
  2. sarı pelosi
  3. koyu kaplan güve
  4. güzel kaplan güve,
  5. temiz kaplan güve,
  6. Gri sarı kaplan güve,
  7. Filip kaplan güvesi,
  8. Hanım kaplan güve,
  9. Siyah kaplan güve,
  10. Karelini kaplan güvesi,
  11. Daurica kaplan güvesi,
  12. Sarı bant kaplan güve,
  13. Beyaz bant kaplan güve,
  14. Turan kaplan güvesi,
  15. Setina kuhlweinii,
  16. Litosia quadra,
  17. Benekli Litosia quadra,
  18. Mor kaplan güvesi,
  19. Hera kaplan güvesi,
  20. Hebe kaplan güvesi,
  21. Çimenlik kaplan güvesi,
  22. Kırmızı kaplan güve vb.

Ayrıca Dağlık Karabağ ve onun çevre bölgeleri topraklarında faydalı vöceklerden Brokonidler, Kalsidler, İknevmanidler ve Arıgiller yaygındır.

Maalesef, Ermeniler tarafından yapılan savaş sonucunda nadir ve nesli tükenmekte olan böceklerin yaşadığı biyotop ve biyosenozlar tahrip edilmiş, onların beslendiği bitkiler ve belirtilen yararlı böcekler yok edilmiştir.

Karabağ hem de iktiofaunası ile de zengindir. Şöyle ki, Azerbaycan’ın tatlı sularında yaşayan 62 tür balığın 14 türü işgale kadarki dönemde Dağlık Karabağ ve çevre bölgelerin iç su havzalarında yaşamıştı. Bu da genel tatlı su balıklarının % 22,6`i oluşturuyor. Buraya genellikle

  1. forel
  2. khramulya,
  3. Kür karakeçi balığı,
  4. golyan balığı,
  5. mursa,
  6. Metachilus brandti,
  7. Bıyıklı balık,
  8. Kafkasya kefalı,
  9. Kür akbalığı,
  10. Kafkasya akbalığı,
  11. mercanbalığı,
  12. sazan,
  13. Kür somon balığı vb. gibi blıqlar dahildir.

Azerbaycan’ın Ermeniler tarafından işgal edilmiş Karabağ bölgesinde ülke amfibiler faunasını oluşturan 10 çeşit suda-karada yaşayanların 4 türü (%40) ve sürüngenler faunasını oluşturan 62 türden 35 türü (% 53) meskunlaşmıştır. Bu türler şunlardır:

  1. Yeşil,
  2. kara kurbağası,
  3. göl kurbağası,
  4. ağaç kurbağası,
  5. Küçük Asya kurbağası,
  6. Hazar kaplumbağı,
  7. Akdeniz kaplumbağı,
  8. Kafkasya karıncayiyeni,
  9. çayır yılanı,
  10. kör yılan,
  11. Batı pitonu,
  12. Su yılanı,
  13. Zakafkasya coluberi,
  14. Kahverengi yılan,
  15. Engerek vb

Azerbaycan’ın memeliler faunasını oluşturan 107 tür hayvandan işgal altındaki Dağlık Karabağ ve çevre bölgelerin topraklarında 61 türü meskunlaşmıştır. Bu ise işgal altındaki Dağlık Karabağ ve çevre ilçelerinde Ermeni saldırısına kadar çevredeki memeliler faunası Azerbaycan’da mevcut olan fauna türlerinin % 57`sini oluşturuyordu. Memeliler sınıfına (Mammalia) dahil olan türler şunlardır:

  1. böcek yiyengiller,
  2. ak karınlı kirpi,
  3. Küçük köstebek,
  4. Kafkasya sivri faresi,
  5. Küçük beyaz diş,
  6. Küçük nalburun,
  7. Adi uzunkulak yarasa,
  8. Üçrenk kulaklı fare,
  9. Küren akşamcı yarasası,
  10. İran sincabı,
  11. Hindistan oklukirpisi,
  12. Bayağı yediuyur,
  13. Küçük Asya arap tavşanı,
  14. Gri keme,
  15. Siyah keme,
  16. Yaban faresi,
  17. Avrupa kar faresi,
  18. Porsuk,
  19. Boz ayı,
  20. Canavar,
  21. Çakal,
  22. Tilki,
  23. Leopar,
  24. Talış kedisi,
  25. Kafkas orman kedisi,
  26. Vaşak,
  27. Yaban domuzu,
  28. Karaca vb.

İşgal altındaki topraklarda Ermeni saldırısına kadarki dönemde başka grup hayvanlara oranla kuşlar faunası daha zengin olmuştur. Şöyle ki, Azerbaycan’da mevcut olan 367 tür kuşun söz konusu arazide 200 türüne rastlanıyordu. Kuşların toprak üzere dağıtılması gayri eşittir. Bu ise Azerbaycan ornitofaunasının % 54,4`nü oluşturuyordu.

Yüksek dağlık kısımlarda (deniz seviyesinden 2000 m’den yüksek araziler) kuşların yaşam biyotopları sarp kayalardan, taş yığınlarından, alp ve subalp çimenliklerinden oluşmuştur. Bu kısımlarda:

  1. Hazar ürkekliği,
  2. sakallı akbaba,
  3. Kaya kartalı,
  4. mezar kartalın,
  5. Büyük orman kartalı,
  6. Küçük orman kartalı,
  7. siyah grifon,
  8. tetra kuşuna,
  9. Kızıl akbaba,
  10. kuzgun,
  11. İzmir yalıçapkını,
  12. bıldırçın,
  13. kekik,
  14. dağ Baykuşu`na vb. rastlanıyordu.

Dağ ormanlarında (deniz seviyesinden 400-2200 m yükseklikte) 100’den fazla kuş türü yaşıyordu. Burada yaşayan kuşlara

  1. bayağı atmaca,
  2. bayağı çakır kuşu,
  3. adi doğan,
  4. tetra kuşunu,
  5. Ağaçkakan ‘lar,
  6. sultanı,
  7. orman serçesini vb. gösterebiliriz

Dağ eteği seyrek kuraklık orman ve çalılık alanlarında

  1. gri kekike,
  2. Üveyir,
  3. karabaş Yulaf kuşuna,
  4. alaçehre,
  5. bez silviye,
  6. siyah karatavuğa vb. türlere rastlanıyordu.

Araz boyu bozkır ve sahralarda ise:

  1. çobanaldatan,
  2. Karakaş,
  3. bağugala,
  4. Angut,
  5. gri,
  6. hotoz,
  7. tarla ve kırsal toygarlar,
  8. Turaç,
  9. bıldırcın,
  10. siyah kanatlı bataklık kırlangıcı
  11. küçük toykuşuna rastlanılıyordu.

Göç Zamanı gösterilen yerlerde kuşların tür içeriği daha zengin oluyordu. Küçük karga, sığırcık, tarla yulaf kuşu vb. yırtıcı kuş türleri çok sayıda oluyordu.

Ermeniler tarafından işgal edilmiş bölgelerde yaşayan bazı kuşlar Azerbaycan’ın Kırmızı Kitabı`na ve Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin Kırmızı Listesi’ne dahil edilmiştir. Onlar 22 çeşittir:

  1. siyah leylek,
  2. nehir karakuşu,
  3. beyaz kuyruk,
  4. deniz deltası,
  5. bayağı çakır kuşu,
  6. Türkistan tüküyü,
  7. Kaya kartalı,
  8. Büyük orman kartalı,
  9. mezar kartalı,
  10. Berkut,
  11. sakallı akbaba,
  12. gala akbaba,
  13. yılan kartalı,
  14. bozkır tuygunu;
  15. belobam doğanı,
  16. kızıl kerkenez,
  17. kafkasya tetrası,
  18. tural,
  19. çiv gaga bezdek).

Zengin doğası, flora ve faunası ile farklılık gösteren Karabağ’da nadir ve endemik kuş türlerinin yanısıra, soyu tükenmekde olan kuş türleri de çeşitli koruma alnalarında ve yasaklıklarda muhafa edilmiştir. Fakat Ermeni saldırısı binlerce insan hayatına ve arzularına son vermekle beraber, güzel doğa incilerini de imha ederek, bununla sadece vatanımıza yok, hem de tüm dünyaya bedeli olmayan zarar vurmuştur. Bu nadir kuşların sadece bir kısmı aşağıda verilmiştir:

Ermeni işgaline maruz kalmış Dağlık Karabağ ve onun çevre bölgelerinin arazisi Azerbaycan’ın en zengin biyoçeşitliğe sahip olan Küçük Kafkas tabii vilayetine düşüyor. Görüldüğü gibi, böceklerden başlayarak memeliler faunasının temsilcilerine kadar nadir, soyu tükenmekte olan türlerin çeşitliliği, aynı zamanda Kafkasya ve Azerbaycan arazisi için endemik, relikt, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin Kırmızı Listesi’ne dahil edilmiş fauna türleri genel olarak bu doğal vilayette yaşayan hayvanların % 25-30`ni oluşturur. Bu tür endemiklik Karabağ arazisinin sadece Azerbaycan’ın değil, bütün Kafkasya bölgesinin yeni türlerin oluşum bölgesi olduğunu gösteriyor.