Folklor ortamı

folklor

Azerbaycan hem Şarkın, hem de dünyanın en zengin folklor servetlerinden birine sahiptir. Azerbaycan edebiyatı gücünü kadim tarihe sahip Azerbaycan şifahi halk edebiyatından almaktadır.

Azerbaycan folklorunun en mühim kollarından birini de Karabağ folkloru oluşturuyor.

Karabağ toprakları tarihi olayların seyrine bağlı olarak zaman zaman değişse de, Karabağ toprakları Araz ve Kura nehirlerinin kavuştuğu (iki çay arası) Huan kalesine dek, bugünkü Kırmızı Köprü civarlarından Cermuh’a kadar, Göyçe gölü kıyılarında, diğer yandan ise Sisakan, Gorus, Mehri-Zengezur dağ silsilesi boyunca Karabağ’a dahil olmuş, kadim Aran-Arsak arazilerini kapsamıştır.

1 binyılda Karabağ topraklarında Gence, Berde, Şemkir, Beylegan, Karabağ gibi büyük şehilerin olduğunu dikkate alırsak, bu şehir kültürü ve edebiyatının ne kadar büyük ve kadim olduğunu görebiliriz. Azerbaycan’ın her yerinde olduğu gibi Karabağ’da da ilk edebi numuneleri halk şairleri yazmış ve bu numuneler folklor şeklinde meydana çıkmıştır.

Azerbaycan Türk-Oğuz folklorunun sadece Karabağ bölgesiyle ilgili janrları vardır. “Dede Korkut” destanı incelendiği zaman boylardaki olayların çoğunluğunun Karabağ bölgesinde meydana geldiği görülmektedir.  Destanda geçen yer adlarının – toponimlerin bir kısmı tarih boyunca ve bugün de Karabağ’da var olmuştur. Araştırmalar Dede Korkut şahsiyetinin Karabağ arazisiyle sıkı ilişkisi olduğunu ortaya koymaktadır.

Türler ve Janrlar

Karabağ folklorunda  şifahi halk edebiyatının bütün janrları vardır. Bu janrlar birbiriyle organik şekilde bağlı olarak kuşaktan kuşağa geçmiş, büyük çoğunluğu günümüze kadar ulaşabilmiştir. Gerek şifahi söz sanatının küçük janrları gerekse epik ve lirik üslupta  yazılmış edebi numuneler bölgenin coğrafi manzarasını, tabiatını, orada yaşamış  ecdadın ilk yaşam tarzını ve inançlarını, gelenek ve göreneklerini yansıtmaktadır.

Karabağ’a ait inanç ve itikatlar, sınamalar ve yozumlar, büyüler, hayırdualar, yemenler, alkışlar, beddualar, yalvarışlar vs. gibi ilk bedii tahayyül örneklerinin düşünce ve mazmun özelliklerinde ilkel dönemin izleri açık şekilde görülmektedir.

« Yer’e yemin olsun», «Gök’e yemin olsun, «Yalan diyorsam bu Güneşe kör bakayım», «Andvolsun bu suyun salavatına», «And olsun bu suyun yüzüne», «And olsun bu akar suya», «Bu ışığa yemin ederim », «Berekete yemin ederim», «Ekmeğe and olsun », «Ocağa and olsun », «And olsun anamın (atamın) yüz koyduğu toprağa», «O ışık gözümü döksün ki..», «And olsun seninle kestiğim ekmek-tuza», «Anamın sütüne and olsun» gibi yaygın yeminlerden de görüldüğü gibi bu yörede toprak, ateş, ocak, su, göy, ışık, ekmek, bereket, ana sütü tarih boyunca kutsal olarak kabul edilmiştir.

Karabağ’da dört unsura – suya, oda, toprağa, havaya sitayiş etmek kadim ecdadın arzu ve dileğinin ifadesi olarak bu gün de doğrudan ve semantik mahiyetini korumaktadır.

Efsaneler ve rivayetler

Diğer  halklar gibi Karabağ’ın da kadim ahalisi bütün tarihi dönemlerde yaşamında meydana gelmiş önemli olaylarla ilgili ürettikleri efsane, rivayet ve masallarla münasebetlerini  bildirmişler. Onların konu ve mazmunu genelde Tanrı, insan ve kainatın gizemli sonsuzluğu, türeyiş, iyilikle kötülüğün çatışması ve mücadelesiyle ilgilidir. Tüm bu motifler yerel milli özgünlüğün ifadesiyle sonuçlanmaktadır.

Bilindiği üzere hayır ve şer motifi  genel olarak Azerbaycan şifahi ve yazılı edebiyatında geniş yayılmıştır. Ayrıca hayırın şer üzerindeki zaferi söz sanatının temel amacına hizmet etmiştir.  Böyle bir gelenekselliğin oluşumunda ve korunmasında  Karabağ efsanelerinin ve masallarının da kendine özgü rolü vardır.  Tesadüfi değildir ki Y.V.Çemenzeminli, M.H.Tehmasib, M.Seyidov ve diğerleri folklor öykülerinde mit, esatir, efsanevi rivayet izlerini ararken Karabağ’la ilgili birçok esatirle yoğrulmuş efsane ve rivayetleri de incelemişler.

Karabağ efsanelerini, masallarını mazmun ve  düşüncesine göre üç gruba ayırabiliriz:

1) Sihirli gülerle ilgili.

2) Tabiat olayları ve mucizeleriyle ilgili.

3) İnsanların maişeti ve kaderleriyle ilgili.

Sihirli masallarda sihir, efsun, büyü, cin, tılsım, hal anası, Azrail, ejderha, Ehrimen vs. gibi mitolojik karakterler  fantastik güçler yer alır, onların gaddarlığı ve acımasızlığına dair tasavvur oluşturulur, temiz ve masum insanların onların elinde mahvolduğundan bahsedilmiştir. Simurg kuşu, dirilik suyu, solmaz çiçeği, tabiat üstü sahip malik nurani kişi ve s. kimi mitolojik karakterler aracılığıyla, Tanrı inancı motifi ise hayır güçlerin hakkın yanında yer alması,  bir tesadüf neticesinde olsa bile zumla uğrayanın imdadına yeterek onu kurtarması düşüncesi aşılanır.

Karabağ’ın tarihi rivayetlerinde uzak geçmişte yüce boylu, iri gövdeli Uzuhların (Oğuzların) yaşaması ve yüz yıllar boyu hayat sürmeleri tasvir edilmiştir. Uzuh-Oğuz yiğitlerinin temkinli, sabırlı olduklarından, düşmen karşısında eğilmemelerinden, mücadeleci ruhta olmalarından bahsedilmektedir. Onların ateşe, suya, dağa, havaya saygı göstermesi, göğü, toprağı yaratanı «yerin-göyün tanrısı» adlandırması görülmektedir. Bu anlamda, bugün de Karabağ’da çocukların güreşirken: «Men Uzuh oğluyum, devler padişahıyım», «Koç başı, koyun başı» – diyerek kendini övmesi, «Oğuz hakkında rivayet», «Oğuz sağlam adam demektir» adlı bayatı revayet ve diğer örnekler Karabağ’ın çok uzak geçmişini hatırlatmaktadır.

Oğuz hakkında efsane ve rivayetlerin yaranma tarihinin M.Ö. 7-8. yüzyılda Şarktan Garba güçlü akınlarla gelen Sak-İskit birliklerinin dönemine denk geldiği vurgulanmaktadır. Fakat Ermeni sahtekarları, ayrıca Azerbaycan’da ve kadim tarihi topraklarından bir olan Karabağ’da Azerbaycan Türklüğünün kadimliğini kabul etmeyen diğer çevreler Sak-İskit  birliklerinin Türk olmadıklarını iddia etmektedirler.

Nağmeler

Karabağ nağmeleri yüksek şiirsel ve estetik değer ve özellikleriyle edebiyatımızın şifahi ve yazılı örnekleri arasında özel yere sahiptirler. Nağmeler değişik ayin, inanç, görüş ve gelenekleri, tarihi olayların heyecanının yansıtmakla birlikte kadim Türk yaşam ve uygarlığının hafızasını canlandıran bir olgu olarak da dikkat çekmektedir, Karabağ ağzı da ifa, lehçe, notasyon özellikleriyle özgünlüğünü ve güzelliğini artırmış olmaktadır.

Fıkralar

Folklor araştırıcıları Karabağ şifahi edebi geleneklerinin fıkra, gülmece gibi türleriyle zengin olduğunu, yüksek zevk okşayan, zengin söz hazinesine sahip Karabağlıların zarif espriyi, keserli mizahı yerine geldiğinde kullanmak mahareti kazandıklarını yazmaktadırlar. Karabağ  sakinleri birçok mahrumiyetlere devam getirirken içten gülmeği, sevinmeyi, dönemin olumsuzluklarına eleştirel nazarlarla bakmayı da başarmışlar.

Nevruz şenliklerinde «Kosa-kosa», gözbağlıca, cambaz, sihirbaz gibi meydan temaşaları sergilenirken komik olaylar anlatılarak insanları sevindirerek bu halk bayramına hususi güzelik katmışlar. Nevruzda sadece oyunbazlar, soytarılar, hokkabazlar değil,her kes bir şekilde mizah oyunlarına katılır, güler ve şakalaşırlar.

Bayatılar

Karabağ bayatı janrında geleneksel  biçim ve mazmun birlikteliğinin korunması folklor muhitinin doğal ve tarihi özelliklerinde biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

18. yüzyılda M.V.Vidadi dostu M.P.Vagif’le saz-söz değişmesinde Karabağ’ın yöresi meclislerinde okunan, hazin ve derin manasıyla bir ok gibi insanın bağrını delen bayatılarla  nefes aldığını diyordu.

Aşık sanatı 

Karabağ’da şifahi söz sanatını aşık sanatı dışında düşünmek bile imkansızdır. Aşık sanatı, Azerbaycan folklorunda «özel» bir olaydır. Aşık sanatı folklor sanatının bir kolunu oluşturmakla birlikte, folklorun bilgi yükünün büyük bir kısmını omuzlarında taşımaktadır.  Özellikle de destan geleneklerinin devam ettirilmesinde aşık sanatı eşsiz rol oynamaktadır. Bu bağlılık ve uyum Azerbaycan’ın kadim bölgelerinden biri olan Karabağ’ın folklor muhitinde de kendisini göstermektedir: Karabağ tarih boyunca ozan-kopuz, daha sonralar ise aşık-saz diyarı olarak da tanınmıştır.

Karabağ muhitinde aşıklığın 16-18. yüzyıllarda  yükseldiği, derin irfani ve estetik köklere, özellikle de tarikat geleneklerine bağlı olduğu vurgulanmaktadır. Tarih boyunca  bu yörede aşık ekolleri şekillenmiş, birçok aşıklar «hak aşığı», «üstat aşık» unvanını kazanmışlar.

Karabağ aşık ekolünün en büyük üstatlarından birisi Aşık Peri olmuştur. Firidun Bey Köçerli onun bilgili ve güzel bir hanım olduğunu ve aşık meclislerinde nüfuza sahip olduğunu yazmaktadır. Şairler onun güzelliğini şiirlerinde vesfetmişlerdir.

Karabağ’da yetişen aşık-ozanlardan biri de Aşık Valeh Gülablı’dır. Onun yenilmez bir saz ve söz üstadı olarak değişme meydanlarında defalarca galip geldiği bilinmektedir. “Valeh ve Zernigar” destanı ve onun ihtiyar yaşında İran’da bir rakibini yenmesi  buna örnek teşkil etmektedir.

Orta çağ Karabağ edebiyatı

13. yüzyıldan başlayarak, Arap ve Farsça yazılmış Azerbaycan edebiyatında doğma dilde yazan Karabağlı şair ve sanatkarların sayısı gittikçe artmaya başlamıştır.

Azerbaycan Türk kültür ve edebiyatında birçok yeniliklerin temeli de Karabağ ebedi muhitiyle ilgilidir.

Karabağ edebiyatının yaşı çok eskilere dayansa da henüz ilim çevrelerince bilinen ilk Karabağlı şair 7. yüzyılda yaşamış Davdek’dir. Onun günümüze ulaştığı yegane eseri Ermeni keşişlerinin fetvasıyla katledilmiş Alban Çarı Cavanşir’e yazdığı ve sadece tercümesinin bize ulaştığı ağıt tarzında yazılmış şiirdir. Şiirin içeriği ve üslubu, Cavanşir gibi bir komutana, hükümdara ağıt, şiir hasretmesi Davdek’in dönemi kudretli, ünlü söz ustası olduğundan haber vermektedir.

Sonraki dönemlerde, yani Penahabad-Şuşa şehrinin  meydana gelmesinden önce tarihimizde çok sayıda “Berdei”, “Beylegani”, “Gencevi” mahlaslı şairler olmuştur.

10. yüzyılda yaşamış Arap dilli Azerbaycan edebiyatının banilerinden olmuş Ebu Bekir Ehraed el-Berdei, Mekki ibn Ahmed Berdei, Hatip Bağdadi Mehemmed el-Berdei, Ahmed ibn el-Hüseyn Ebu Seid el Berdei, Ebu Eli el-Berdei, Seid ibn el-Kasim el Berdei, Ebu Sed ibn Yahya el-Berdei dönemlerinde sadece Azerbaycan’da değil, bütün İslam dünyasında tanınan ünlü alim ve filozoflardır. Bunlar sadece 10. yüzyılda yaşamış şairlerdir. 12. yüzyıl Azerbaycan edebiyatının en kudretli simalarından biri Karabağlı Mücireddin Beylegani olmuştur ve Hürev Dehlevi onun sanatkarlığını Hagani Şirvani’nin sanatkarlığından üstün tutmuştur. Zeld ibn Hüseyn ibn Ömer Beylegani de Mücireddin’le aynı dönemde yaşamış olmuş, fakih ve filozof olarak tanınmış, Şam’a gitmiş, orada bedii fikrine, felsefi düşüncesine göre ün kazanmış, birçok seviyeli eser yazmıştır.

14. yüzyılda Tuti Abdulla Karabaği adlı çok ilhamlı bir şair yaşamıştır. Eserleri henüz bulunmamakla birlikte ismi “Hakikatüs-Süera”da ve diğer kaynaklarda saygıyla zikredilmektedir. 15. yüzyılda Karabağlı Şeyh İbrahim ibn Mehemmed Şehabeddin Berdei, döneminde mertebesine yükselmiş, Gülşeni mahlasıyla edebiyat aleminde büyük ün kazanmıştır. O, uzun müddet Kahire’de ve Osmanlı’da kendi tarikatını yaymıştır. Dergahı Kahire’dedir ve bugün de faaliyettedir. Mevlane Gülşen’in iki oğlu- Şeyh Ahmed Gülşenizade ve Sefveti Seyyid Ali Gülşeni de şair idiler.

Yusif ibn Mehemmedşahi Karabaği 16-17. yüzyılda yaşamış ve dönemin tanınmış bilim adamlarından biriydi. Semerkant’ta Hüseyniyye dergahına gitmiş ve  Mövlane Yusif derecesine yükselmiştir.

Karabağ ebedi muhiti her zaman Azerbaycan kültür ve edebiyatının en zengin sayfalarından biri olmuştur.

16. yüzyılda yaşamış, Şah İsmail Hatai’nin yakını olmuş Aşık Kurbani, 18. yüzyılda Mirmöhsün Lemberani Asef, Aşık Ali, Aşık Valeh, Ziyadi Karabaği ve Molla Penah Vagif’ın adları Karabağ ebedi muhitinin büyüklüğünü idrak etmek için yeterlidir.

18. yüzyılda Penahabad şehrinin-Şuşa’nınn temeli atıldıktan sonra Karabağ edebi muhiti Azerbaycan edebi-kültürel muhitinin en hareketli merkezlerinden birine dönüşmüş ve Nahçivan, İrevan, Gence, Şeki vd. hanlıkların, Gürcistan’ın siyasi ve toplumsal gelişmelerine de Karabağ hanlığı yön vermeye başlamıştır. Karabağ hanlığının bu bölgelerle yoğun ilişkileri Karabağ edebi muhitinin etki alanını daha da genişletmiştir.

O dönemde yaşamış Ağa Beyim Ağa Tuti Şarkta en müdrik kadın olarak ün kazanmış ve İran şahı Fethali Şah döneminde şahlık diplomasisine yön verenlerden biri olmuştur. Ağa Beyim Ağa bayatılar müellifi olarak da ünlüydü.

Karabağ edebi muhiti 18. yüzyıldan başlayarak Azerbaycan edebiyatında ilk kez realist şiiri başlatmış, 19-20. yüzyılda realizm edebi metodunun oluşmasına ve gelişmesine neden olmuştur.

XIX- XX yüzyıl Karabağ edebiyatı

19. yüzyılın başlarında Azerbaycan’ın Rusya İmparatorluğuna katılması Karabağ kültüründe ev edebiyatında Batı eğilimi güçlenmiştir. Bu gelişmenin etkisi altında edebiyatta milli, gerçekçi ve dünyevi motifler öncül konuma gelmiştir.

Molla Penah Vagif’in doğrudan etkisi altında Karabağ edebi muhitinde yetişmiş eleştirel ve gerçekçi mizahın temsilcisiKasım bey Zakir (1784-1857)  uzun müddet dönem şiirinin  gelişim yönünü belirlemiştir. Fakat gerek Zakir’in gerekse o dönemde yaşamış şairlerin eserlerinde Füzuli geleneklerinin de aynı  seviyede devam ettiğini görebiliriz. Bu akımın önde gelenlerinden biri de Hurşud Banu Natevan (1830-1897) idi.

Şuşa’da faaliyet gösteren “Meclis-i Üns” şiir meclisini Hurşud Banu Natevan, “Meclis-i Feramuşan”u (“Unutulmuşlar Meclisi”) ise Mir Möhsün Nevvab yönetiyordu. Şiir meclisleri arasında sıkı ilişkiler vardı ve şairler bir-biri ile yazışırdılar. 19. yüzyıl edebiyatı, Karabağ edebi mektebinin daha yüksek aşaması sayılan 20. yüzyıl edebiyatına geçiş için sağlam temel hazırlamıştır.

M.F.Ahundzade gelenekleri üzerinde gelişmiş aydınlanma edebiyatı  Necef Bey Vezirov’un (1854-1926) 19. yüzyılın sonlarında kaleme aldığı komediler ve “Müsibet-i Fahreddin” (1894) trajedisi, Ebdürrehimbey Hakverdiyev’in (1870-1933) komedileri ve “Dağılan Tifak” (The Destroyed Home), “Bahtsız Genç” (1900), “Ağa Mehemmed Şah Kacar” (1907) trajedileriyle Azerbaycan edebiyatı daha da zenginleşmiştir.

Azerbayca’ın ilk profesyonel kadın aşığı Aşık Peri de Karabağ edebi muhitinde yetişmiştir. Onun yaşadığı dönem yazılı edebiyatla folklorun kavuştuğu olgunlaşma dönemi adlandırılabilir.

19. yüzyılın sonu 20. yüzyılın başlarında Karabağ’ın yetiştirdiği en ünlü aydınlardan biri de büyük bestekar, Şark’ta ilk opera bestecisi, büyük dramaturg, ilk libretto müellifi, müzikal komedi janrının banisi, gazeteci yazar, Azerbaycan Milli Marşı’nı müellifiÜzeyir Hacıbeyli’dir (Hacıbeyov).

O dönem Karabağ edebi muhitinin önde gelenlerini şu şekilde sıralayabiliriz olar: 

Yusif Vezir Çemenzeminli – ilk tarihi romanlar müellifi (“İki Ateş Arasında” (“Kan İçinde”); “Kızlar Pınarı” ve s.), yazar ve etnograf, folklor bilimcisi, diplomat.

Ceyhun Bey Hacıbeyli – yazar, gazeteci, diplomat, folklor bilimcisi (Paris’te ilk kez “Karabağ Folkloru” kitabını Fransızca ve orijinal metniyle yayınlamıştır).

Ahmed Bey Ağayev – Azerbaycan devletçiliği düşüncesinin büyük ideologlarından biri, yazar, gazeteci, Ermeni terörüne karşı savaşan ilk Türk “Difai” teşkilatının kurucusu.

Firudin Bey Köçerli – ilk edebiyat tarihçisi, aydın, Gori ve Gazah Öğretmenler Okulunun müdürü

Süleyman Sani Ahundov – ilk çocuk edebiyatı banilerinden biri, “Laçin Yuvası” dramında Azerbaycanlı mantalitesini yaşatan ilk bey karakterinin yazarı, ilk Milli Kahraman adı almış yazar;

Karabağ evladı olarak dünyaya gözlerini açmış bu sanat adamları Azerbaycan edebiyatı ve kültürünün büyük düşünürleri seviyesine yükselmiş ve Türk halkının evlatları olarak değerlendirilebilir.

 

Bolşevik Rusya imparatorluğu güney sınırlarında, İran ve Türkiye gibi Müslüman ülkelerle komşu olan bağımsız Azerbaycan devletinin tarih sahnesine çıkmasına bigane kalamazdı. Bu nedenle de işgalci 11. Kızıl Ordunun saldırısına karşı koyamayan Azerbaycan’ın ilk demokratik hükümeti yıkılmış, Azerbaycan’da Sovyet hakimiyeti kurulmuştur.

1930’lu yılların tasfiye politikası Sovyet hakimiyetinin kurulduğu ilk aylardan başlamıştır. Tasfiye politikasının ilk mağduru Ermeni Taşnakların Gence cezaevinde kurşuna dizdikleri  Gazah Öğretmenler Okulunun müdür, ünlü bilim adamı ve edebiyat eleştirmeni, ilk kez çok ciltli Azerbaycan edebiyat tarihini yazmış, büyük eğitimci Karabağlı Firidun Bey Köçerli (1863-1920)olmuştur.

Stalin tasfiyeleri Azerbaycan edebiyat tarihinin kanla yazılmış  sayfalarını oluştur. O dehşetli yıllarda tasfiye edilmişler arasında Azerbaycan edebiyatı ve sanatı, edebiyat bilimi ve dilbilimi alanında tanınmış çok sayıda ünlü aydın vardır.

20. yüzyılın başlarında meydana gelmiş önemli olaylar ve bölgedeki toplumsal sarsıntılarla ilgili olarak, özellikle de Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin yıkılmasından sonra,  özellikle 1930’lu yılların tasfiye politikaları sırasında Azerbaycan aydınları defalarca takip, şiddet ve baskılarla karşılaşmış, kurtulmak ve edebi faaliyetini devam ettirmek amacıyla başka ülkelere muhaceret etmişler. Alman faşizmine karşı savaşta esir alındığı gerekçesiyle vatana girişi yasaklananlar yurt dışında sığınma mücadelesi verirken,  şahlık rejiminin baskıları nedeniyle vatanı terk edenler veya onların evlatları  bugün Azerbaycan’dan uzaklarda – Asya, Afrika, Avrupa, Amerika, hatta Avustralya kıtalarında yaşamaktadırlar.

Muhacir aydınları her zaman bir araya getiren husus vardır: onlar meskun oldukları ülkelerde Azerbaycan milli edebi, kültürel mantalitesini, Azerbaycancılık düşüncesini yılmadan korumuş, gereken şekilde temsil etmiş ve tanıtmış, Sovyet baskısındaki  Azerbaycan’ın sorunlarını hakim çevrelerin ve toplumun dikkat merkezinde bulundurmak için büyük çaba sarf etmiştir. Muhacir yazar ve aydınlarımızın bir kısmı bugün de faaliyetlerini devam ettirmektedirler. Muhacir aydınlarımızın bugün ciddi edebi, bilimsel ve filolojik mirası söz konusudur. Bu yazarlar arasında Karabağlı Ceyhun bey Hacıbeyli de vardır.

Bu dönemde “İki Ateş Arasında ” (“Kan içinde”), “Kızlar Pınarı” kimi romanların müellifi Karabağlı Y.V.Çemenzeminli’nin hizmetleri özellikle vurgulanmalıdır.

Sovyet dönemi Azerbaycan edebiyatının başlıca özelliklerinden biri de düzenli bir şekilde ideolojik kurumlar tarafından denetim altında tutulması, edebi faaliyetlerin   direktiflerle yönlendirilmesi olmuştur. Bunlardan en önemlilerine örnek olarak, RK(B)P MK’nın (Rusya Komünist Bolşevik Partisi Merkezi Komitesinin) “Partinin Bedii Edebiyat Alanındaki Politikasına Dair” (1925) kararnamesi, “Edebi ve Bedii Kurumların Yeniden Kurulmasına Dair” (1932) Tüm-Birlik Komünist (Bolşevik) Partisi Merkezi Komitesinin kararını, “Zvezda” ve “Leningrad” Dergilerine Dair” (1948) kararını Azerbaycan KP MK’nın “Azerbaycan Sovyet Edebiyatının Durumu ve İyileştirilmesine İlişkin Önlemlere  Dair” (1948) kararını Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkezi Komitesinin “Edebi ve Bedii Tenkite Dair” (1972) kararını ve birçok başka direktifleri gösterebiliriz. Özellikle1934 yılında yapılmış Sovyet yazarlarının  Birinci Tüm-Birlik Kurultayı tarafından belirlenmiş sosyalist gerçekçiliği yaklaşımı  yazar ve sanatçıların faaliyetlerini kısıtlarken onları belli kalıplar çerçevesinde yazmaya zorlamıştır. “Zvezda” ve “Leningrad” dergilerinde Sovyet yaşam tarzının güya çarpıtıldığı, toplumsal yaşamdaki eksikliklerin abartıldığına dair tenkitlerden sonra  diğer SSCB halkları edebiyatıyla birlikte Azerbaycan edebiyatında da “çatışmasız” kurgulama üzerine kurulmuş örnekler ortaya çıkmaya başladı.

1960-90’lı yılların en önemli olayı birkaç Karabağlının da temsil olunduğu – “60’lılar” ekolünün edebiyat ve sanat dünyasına gelişi oldu. Bu aydınların sanatı ve faaliyetinde insanın iç dünyasına bakışın derinleştiği özellikle vurgulanmalıdır.

İfade ve düşünce özgürlüğü, siyasi düşünce serbestliyi, plüralizm, milli istiklal, sosyal adalet ilkelerine öncelik tanıyan bu ekol 70-90’lı yıllarda da faaliyetine devam etmiş, sonunda Azerbaycan’ın siyasi egemenlik ve bağımsızlık elde etmesiyle hedeflerine ulaşmış oldular.

20. yüzyılın ikinci yarısından faaliyet gösteren (daha doğrusu, yeni dönem edebiyatın banileri) Karabağ’dan çıkmış yüzlerce şair, yazar, dramaturg, şair, gazeteci ve bilim adamlarını da bu listeye eklersek Karabağ toprağının Azerbaycan edebi fikrine verdiyi gücü ve kuvveti algılamak zor olmayacaktır. Süleyman Rehimov, Ali Veliyev, İlyas Efendiyev, Bayram Bayramov, Sabir Ahmedov gibi büyük söz üstadları Mehdi Memmedov, Ekber Ağayev, Gulu Halili, Mesud Alioğlu, Elfi Kasımov, İsi Melikzade, Mecid Şamhalov, Cemil Alibeyov, Kasım Kasımzade, Famil Mehdi, Teymur Elçin, Cahangir Gözelov, Elçin, Çingiz Abdullayev, Yusif Kerimov, Şahmar Ekberzade, Vagif Cebrayılzade (Vagif Bayatlı Öner), Seyran Sehavet, Agil Abbas, Ali Emirov, Zakir Fahri, Enver Ahmed gibi yetenekli yazar, şair ve eleştirmenleri, edebiyat ve dilbilimi alanında ünlü bilim adamlarımızdan Ekber Bayramov, Tofik Hacıyev, Kamran Memmedov, Gazenfer Kazımov, Kamil Veli Nerimanoğlu, Arif Hacıyev, Feride Vezirova, Rasim Tağıyev, Gedir İsmayılov, Arif Sefiyev, Vilayet Guliyev, İlham Rehimli vd. aydınlar Azerbaycan edebiyatının, bedii düşüncesinin, edebiyat ilminin en ünlü simaları olarak Azerbaycan edebiyatını zenginleştirerek geliştirmişler.

Çağdaş dönemde Karabağ edebiyatı

Azerbaycan bağımsızlığını elde ettikten sonra Azerbaycan edebiyatının doğma yurtlarını terk etmek zorunda kalmış Karabağlı şair ve yazarların Ermenistan tarafından işgal edilmiş toprakların geri alınması, halkın gelişmiş toplumlar seviyesinde yaşaması, gençlerin vatansever ruhta eğitilmesi, yakın ve uzak halklarla Azerbaycan halkının dostluk ve kültürel ilişkilerinin tanıtımı, insani ve  toplumsal adalet gibi daha önce de yüzyıllar boyunca klasikler tarafından terennüm edilmiş insani değerlerin  yeni, küreselleşme ortamında  daha da geliştirilmesi sorunları ilgilendirmektedir. Her türlü ideoloji yasaklardan arınmış ve bu alanda çatışmayı gereksi bulan edebi düşünce sahipleri daha ziyade nazari ve estetik rekabetle edebiyatın gelişmesine hız vermektedirler. Bu anlamda son dönemde Karabağlı şair ve yazarlarda  post modern eğilimlerin olduğunu bir daha vurgulamak gerekir.  Bununla birlikte Karabağlı edebiyatçıların ana eğilimi Karabağ’ın kurtuluşu ve geleceğine yöneliktir.

Karabağ`lı şairler ve yazarlar

Kasım Bey Zakir (1784-1857)

qasimbeyzakir

Kasım Bey Zakir Şuşa şehrinde doğmuştur. Karabağ’da ünlü Cavanşirler soyundandır.  Genelde mizah ustası olarak tanınmıştır. Zakir’in taşlamaları Çarlık yöneticileri ve sömürgeci  yöntemlere karşıdır. Zakir mizahında acımasız bir şekilde eleştirilenler güçsüzlerin ve acizlerin haklarını çiğneyenlerdir.

Zakir’in realist sanatında fabllarinin önemi büyüktür. Onun “Aslan, Kurt ve Çakal”, “Deve ve Eşek”, “Tilki ve Kurt”, “Hain Yoldaşlar Hakkında” (“Yılan, Deve, Tosbağa”), “Tilki ve Arslan”, “Sadakatli Dostlar Hakkında” (“Tosbağa, Karga, Fare, Ahu”) adlı fabllari bu gün de sevilerek okunmaktadır.

Mirze Beybaba Fena (1787- 19. yüzyılın ortaları)

Mirze Beybaba Fena Şuşa’da doğmuştur. O, medrese eğitimi almıştır. Eğitimli olduğundan “Mirze” unvanı taşımıştır. Karabağ hanının yanında katip olarak çalışmıştır. M.Fena aynı zamanda yetenekli bir hatta idi. Şuşa şairlerinin biyografisini düzenlemiş ve birkaç kitabın nüshasını çıkarmıştır. “Fena” mahlasıyla birçok şiir de yazmıştır. M.Fena şaire Fatma hanım Kemine’nin babası idi. Mirze Beybaba Kasım Bey Zakir’e hiciv yazmıştır.

Esed Bey oğlu Vezir (1824-1873)

Esed Bey Vezirov Karabağ’ın Mirzecamallı obasında doğmuştur. Mükemmel medrese eğitimi almıştır. “Dizak şairleri” meclisi üyesi idi. Dostu Mir Mehdi Hazani ile bediyeşmişler (söz atışması yapmışlar). Toprak ağası olmakla birlikte hekimlikle de uğraşmıştır.

Hurşid Banu Natevan (1832 – 1897 )

xurshidbanunatevan

Azerbaycan’ın ünlü kadın şairi Hurşidbanu Natevan (Karabağ’ın sonuncu hakimi Mehdigulu Han Cavanşir’in kızı, İbrahimhalil Hanın torunu) Şuşa’da doğmuştur. Karabağ hanlıklarının sonuncu varisi olduğu için sarayda onu “Tek inci”, halk arasında ise “Han kızı” diye çağırırmışlar.
H. Natevan gazeller ve rubailer yazmıştır. Eserleri derin samimiyeti, ince lirizmi ile seçilir. Yüksek sanatkarlık numunesi olan şiirlerinde tekrir, koşma, redif, mecaz ve s. bedii vasıtalar maharetle kullanılmıştır.

Meşedi Mahmud Bey Vezirоv (1839-1902)

meshedimahmudbey

Meşedi Mahmud bey Vezirоv Şuşa şehrinde doğmuştur. İlk eğitimini molla yanında, sonra medresede almıştır. Büyüdükten sonra ticaretle uğraşmıştır.

M.Vezirov aynı zamanda şаir idi. Mahmud imzаsı ile klasik tarzda Türk ve Farsça şiirler yazmıştır.

Fatma Hanim Kemine (1841-1898)

fatmaxanimkemine

Şaire Fatma Hanım Kemine Şuşa’da dünyaya gelmiştir. Fatma hanım küçük yaşlarından şiire ilgi göstermiştir. O, aynı zamanda 19. yüzyılın kadın aşıklarındandır. Fatma Hanım Kemine’nin banası Mirze Beybaba da şair idi ve “Fena” mahlasıyla şiirler yazmıştır. F. Kemine Farsça mükemmel bilmiş ve bu dilde de şiirler yazmıştır. O dönemde Fatma Hanım Azerbaycan’ın en ünlü 3-5 şairinden biri idi. Fakat onun klasik tarzda yazdığı şiirler günümüze dek ulaşmamıştır.

Abdulla Bey Asi (Fuladov) (1841-1874)

abdullabeyasi

Abdulla Bey Asi Şuşa’da doğmuştur. O, döneminin aydını, şair, mütefekkiri idi. Eğitimini Şuşa’da almıştır. Arapça, Farsça, Rusça, Navai’yi okumakla da Cağataycayı biliyordu. Hatta bu dilde birkaç gazel de yazmıştır. Meclis-i-Feramuşan’ın üyesi idi. Eserlerinin çok az bir kısmı günümüze ulaşmıştır.

Necef Bey Vezirov (1854-1926)

necefbeyvezirov

Necef bey Vezirov Şuşa şehrinde doğmuştur. 1874 yılında Moskova’nın Petrovski-Razumovski Orman ve Doğabilimi Akademisinin Ormancılık bölümüne dahil olmuştur. 1878 yılı haziran ayında akademiyi bitirerek Kafkasya’ya görevlendirilmiştir. Değişik bölgelerde orman memuru olarak çalışmıştır. N.Vezirov Azerbaycan milli tiyatrosunun kurulmasında ve gelişmesinde müstesna rolü  oynamış bir şahsiyet idi. O, “Müsibet-i  Fahreddin” eseriyle Azerbaycan edebiyatında facia janrında eser yazmıştır.  Bundan başka “Yağıştan Çıktık Yağmura Düşdük”, “Pehlevan-i Zemane” gibi klasik eserler yazmıştır.

Ebdürahim Bey Hakverdiyev (1870-1933)

ebdurehimbeyhaqverdiyev

Ebdürahim Bey Hakverdiyev Şuşa’da bey ailesinde doğmuştur. Ebdürrehim Bey 1891 yılında yüksek eğitim almak için Petersburg’a giderek Yol Mühendisleri Enstitüsüne dahil olmuştur. O aynı zamanda dışarıdan  Petersburg Üniversitesinin Şarkiyat Fakültesinde dil ve edebiyat derslerindeki tartışmalara katılmış, İslam tarihi ve kültürüne büyük ilgi göstermiştir. O aynı zamanda öğretmenlik de yaşmış, tiyatro oyunlarını yönetmiştir.  E. Hakverdiyev “Bahtsiz Civan” (1900) ve “Peri-Cadu” (1901) trajedilerini yazarak milli drama sanatını düşünce ve şiir bakımından zenginleştirmiştir. Aynı zamanda “Merallarım”, “Hortlamışın Cehennem Mektupları”, “Şeyh Şaban”, “Hayalet”, “Aç Herifler” ve sair eserlerin müellifidir.

Süleyman Sani Ahundov (1875-1939)

suleymansaniaxundov

Süleyman Sani Ahundov Şuşa’da bey ailesinde doğmuştur. Azerbaycan dramaturgu, çocuk edebiyatı yazarı ve öğretmen olmuştur. İlk bedii eserini – “Tamahkar”ı 1899 yılında yazmıştır. 1912-1913 yıllarında S.Ahundov beş bölümden ibaret “Korkulu Masallar” kitabını yazmıştır. Fakirlik ve haksızlıkları hedef aldığı için bu masallar Sovyet döneminde çocuk edebiyatı alanında yazara büyük ün kazandırmıştır. 1920’den sonra yazdığı eserlerde S.Ahundov gaddarlığı, eski muhafazakar gelenekleri ve gericiliği  eleştirmeye devam etmiştir.

Yusif Vezir Çemenzeminli (1887-1943)

yusifvezircemenzeminli

Yusif Vezir Çemenzeminli Şuşa şehrinde doğmuştur. 1910 yılında Kiev’de Kutsal Vladimir İmparator Üniversitesinin Hukuk Fakültesine dahil olmuştur. Bağımsız Ukrayna Cumhuriyeti kurulduktn sonra Azerbaycan Halk Cumhuriyeti onu Ukrayna’da diplomatik temsilci görevine atamıştır. Y.V.Çemenzeminli 1919 yılında Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin Türkiye’deki büyükelçisi makamına atanmıştır.

Y.V.Çemenzeminli “Kızlar Pınarı”, “Öğrenciler”, “1917 yılı” adlı romanlarını yayınlatmıştır. 1937 yılında ünlü “Kan İçinde” romanını yazmıştır.

Çemenzeminli 1937-38 yıllarında Stalin’in tasfiye politikasının kurbanı olmuştur. O Rusya’nın Nijni Novkorod bölgesindeki Suhobezvodnaya istasyonundaki tutuklu kampında vefat etmiştir.

İlyas Efendiyev (1914-1996)

ilyasefendiyev

Ünlü Azerbaycan yazar ve dramaturgu İ. Efendiyev Fuzuli ilçesinde doğmuştur. O, «Körpü İnşaatçıları» /1960/, «Dağlar Arkasında Üç Arkasında» /1963/, «Sarıköynek’le Valeh’in Masalı» /1976-78/, «Geriye  Bakma İhtiyar» /1980/, «Üçatılan» (Üç Namlulu) /1981/ romanlarını yazmış,  aynı zamanda dram eserleri (Benim Günahım» /1967/, «Unutamıyorum » /1968/, «Mahvolmuş Günlükler» /1969/, «İlginç Oğlan » /1973/, «Bağlardan Gelen Ses» /1976/ ) kaleme almıştır. «Sen Her Zaman Benimlesin» /1964/ eseriyle ile Azerbaycan sahnesinde lirik ve psikolojik dramı yazmıştır.

Bayram Bayramov (1918-1994)

bayrambayramov

Bayram Bayramov Ağdam ilçesinin Şivend kendinde doğmuştur. Azerbaycan’ın halk yazarıdır.   “Tek Adam”, “Yapraklar”, “Sensiz”, “Onun Gözleri”  romanlarının yazarıdır.

Elfi Kasımov (1927-1985)

eliqasimov

Elfi Kasımov Ağdam ilçesinde doğmuştur. Onun  «Kocamızın Eteklerinde» adlı ilk öyküler kitabı 1954 yılında yayınlanmıştır. Bundan sonra ise «Öğrenci Ekipleri » (1960), «Ateşli Yürek» (1962), «Dnepr Kahramanı» (1963), «Yıldız Kervanı » (1967), «Saçlar Beyazlasa da» (1970) adlı kitapları okuyucuların büyük rağbetini kazanmıştır.

Sabir Mehemmed oğlu Ahmedli (1930-2009)

sabirehmedli

Sabir Ahmedli Cebrayıl ilçesinde doğmuştur. “Aran”, “Basamaklar”, “Görünmez Dalga”, “Yamaçta Nişane”, “Toğana”, “Dünyanın Arşını”, “Ocak Öyküleri”, “Şehit Ruhu ” vs. kitapları yayınlanmıştır. Eserleri her zaman okuyucular tarafından yüksek ilgiyle karşılanmıştır.

Şahmar Ekberzade(1941-2000)

shahmarekberzade

Ünlü şair, yazar Şahmar Ekberzade Ağdam ilçesinde doğmuştur. Uzun müddet basında çalışmış, “Araz”, “Kızıl Kalem” ödülleriyle ödüllendirilmiştir. Lirik, vatansever motifli şiirleriyle okuyucuların rağbetini kazanmıştır.

Çingiz Alioğlu (1944)

chingizelioglu

Çingiz Alioğlu Füzuli ilçesinde doğmuştur. Şair, mütercim. Yazarlık faaliyetine “Genc Kalemler” (1967) mecmuasında çıkan “Hatıralar” şiiriyle başlamıştır. Basında şiir, öykü, edebi ve bedii tercümeleri düzenli şekilde yayınlanmıştır. Ondan fazla şiir kitabının müellifidir.

Seyran Sehavet (1946)

seyransexavet

Seyran Sehavet Füzuli ilçesinde doğmuştur.

1962’den basında yayınladığı şiir, öykü ve diğer yazılarıyla yazarlık faaliyetine başlamıştır. Eserleri eski SSCB halklarının dillerine ve birçok yabancı dile tercüme dilmiştir. “Altın Teşt”, “Büst”, “Kapıların Arkasındaki Dünya” eserleri sahnede oynanmıştır.

S.Sahevet “Adalar” (şiiler), “Benim Planetim” (şiirler), “Her Kes Öyle Zannediyordu ki” (öyküler ve roman), “Taş Evler” (roman),  “Altın Teşt” (roman ve öyküler), “Nekrolog” (roman) vs. kitapların yazarıdır.

Agil Abbas

Aqil_AbbasAbbasov Agil Muhammed oğlu – Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekili, Azerbaycan’ın onurlu gazetecisi, 1986 yılından Azerbaycan Yazarlar Birliği üyesi, Azerbaycan Komsomolu ödüllü (1987) (“En iyi adam” kitabına göre), Azerbaycan Gazeteciler Birliği “Altın Kalem” ödüllü (1993), “Mehmet Araz” adına edebi ödül kazanmış (1994), “Dan Ulduzu” (1993), “Yaddaş” ve “Zeynalabidin Tagiyev” ödülleri sahibi.

Çingiz Abdullayev (1959)

chingizabdullayev

Şuşalı Ç. Abdullayev tanınmış nasir, yazar, dünyaca ünlü detektif romanların müellifidir. Yazarın kaleminin ürünü olan “Cehennemden Geçit”, “Geri Dönmemek”, “Kendi Dünyanı Yarat”, “İnanılmaz Cinayet”, “Atlantik Üzerine Ölüme “, “Hammurapi’nin Mecellesi”, “Miladın Başında Suikast” vs. tarihi detektifleriyle dünyada tanınmıştır.