Karabağ`ın müzik kültürü tarihi

musi

XIX yüzyılda Azerbaycan’ın diğer bölgelerinde olduğu gibi, onun hep yüksek kültürel düzeye sahip olan Karabağ bölgesinde de sanatın gelişmesi özel aşamaya ayak koymuştu. Tarihsel Azerbaycan sanatına çok hanendeler, müzik ifaçıları, besteciler, dirijorlar, tiyatro adamları, şair ve yazarlar lütfeden Karabağ’ın müzik ortamı zenginliklerle dolu olmuştur.

XIX yüzyılda Azerbaycan’da aşık sanatı da geniş gelişmişti. Aşık Muhammed (1834-1914), Aşık Aziz (1825-1918), Aşık Hüseyin (1800-1880), Aşık Ali (1907-1917), Aşık Elesger (1821-1926), Molla Cuma (1855-1919) ve başkalarının yüksek sanatları Karabağ’ın aşık sanatının gelişimine de olumlu etkisini göstermiştir.

Karabağ’da el şenliklerinde ve dini törenlerde de müzikten geniş kullanılırdı. Nevruz bayramına bir ay önce geniş halk kitlesi çille çıkarmak için partiye toplaşardılar. Şuşa’da bu daha temteraqlı keçutlanırdı. Burda eski yılın üzüntüsünü eski yılda bırakıp yeni yıla neşe götürmek için nüfus âdeti üzere çalıp söylemeye, dans etmeye üstünlük verirdi. Bu şenlik el bayramı olduğu için büyükten küçüğe gibi herkes bu meclise birikir, kelimenin tamanlamında şenlik yapardılar. Şuşanın bütün aydınları, zengin ve fakir adamları, yaygın ve qayri ünlü müzisyenlerinin hepsi bu şenlikte yer alırdı.

Karabağ’da muharremlik ayında dini törenler de geçiriyolardı. Genellikle muharremlik ayına birkaç gün kala, camiler ve muharremlik yapılacak meydan temizlenerdi. Herkes camiye girip nohe okuyanlara kulak asardı. Nohehanlar profesyonel hanendeler olmuyordu. İmamlar hakkında olan şiirleri okuyanlar hanendelik fikrinde olup sesini açmak isteyenler vardı. İhtiyar hanendeler ise günahlarından arınıp sevap kazanmak için okuyordu. Şairler tarafından söylenmiş mezkur noheler hazin, hüzünlü, bazıları Bayatı-Kaçar, Katar ve bir parça ağır tasnifler ahenginde kuruluyordu. Şuşa’da en ünlü nohe okuyanlar Sarbaf İbrahim ile Serbaf Habib olmuştur. XIX yüzyılın ikinci yarısını Azerbaycan’ın, özellikle de Karabağ’ın kültürünün gelişme ve gelişim dönemi adlandırmak olur. Bu yıllarda Azerbaycan’ın öncü aydınları hesabına Azerbaycan dili bilimsel ve edebi dil olarak daha geniş gelişme buldu. Karabağ’da, Şuşa’da 1882 yılından itibaren tiyatro tamaşaları yaygın olarak gösterilmeye başladı. Aynı tamaşaların molalarında izleyiciler için Karabağ’ın tanınmış hanendeleri ve ifaçıları kendi sanatlarını sunmuşlardır. Ünlü hanendelerin ve üçlüklərin (tar, kamança ve hanende) tedricen sahne kültürüne uyumu yeni gelişme aşamasını sağlıyordu.

Müzik toplantılarını düzenleyen, dönemin ünlü müzisyen-şair aydınlarının, mesenatların makamların gelişiminde, onların yeni biçimlerinin oluşmasında özel çabalarını kayıt etmemek olmaz. XIX yüzyılda Karabağ’da Han kızı Natavanın, Mir Muhsin Nevvabın, ünlü hanende Hacı Hüsünün, harrat Kulunun, Şirvan’da Mahmud Ağanın, Bakü’de Mansurovlar, Bakıxanovlar ailelerinin, ünlü tarçı Mirza Ferec Rzayevin kendi evlerinde geçirdikleri müzik meclisleri Azerbaycan’da muğam sanatının yüksek gelişmesini sağlamıştır. Ünlü tarçılar Mirza Mansur Mensurovun, Ahmed, Mehemmedrza Bakıhanov kardeşlerinin ve birçok diğeri bu meclislerde yer almışlardır.

XIX yüzyılda Karabağ’ın müzik kültürünün sadece Kafkas halkları ile değil, aynı zamanda komşu İran’la da yoğun ilgisi olmuştur. Bir çok kaynakta İran hanendelerini Azerbaycan’dan gitmiş tarzçıların eşlik etmesi olğularının gösterilmesi onu gösteriyor ki, her iki ülkenin sanatçıları aynı muğam geleneğini, şekil ve muhtevası aynı milli çörek bağlı olan muğam ifaçılığını yaratmıştır.

XIX yüzyılda Karabağ sanatının, özellikle de şiir ve müzik meclislerinin gelişmesinde iki önemli şahsın – Xurşud Banu Natavanın ve Mir Muhsin Nevvabın büyük hizmetleri olmuştur. Natavan (1832-1897) hem Cavanşir neslinin temsilcisi, hem şair, ressam, hem de doğma belden sanatının gelişmesinde olağanüstü hizmetleri olmuş ziyalı gibi yerel halk arasında çok büyük nüfuza sahipti. O, dönemin ilerici ziyalılarını, şair ve muzisyenleri şiir ve edebiyat meclisi sayılan “Meclisi-üns” toplamaya muvaffak olmuştur. “Meclisi-üns” ün istirakçılan şiir ve sanatın gelişme yönleri, onun günlük kaygıları hakkında fikir değişimleri yapmakla birlikte, edebi mirasın halk kitlesi arasında geniş yayılmasına çalışıyorlardı. Bu mecliste Karabağ’ın  şairlerinden Kasım Bey Zakir, Asi, Baki, Vefa, Fena, Şahin, Sekreter, Gizli, Salar, Şehit, Aşık,

Hadi, Asaf Lenberani ve başkaları yer ederlerdi.

Şer ve müzik meclislerinin teşkili ve kalkınması yolunda tanınmış şair, ressam, neqqaş, müzisyen ve hattat Mir Muhsin Nəvvabın rolü de özel olarak not edilmelidir. Fars, Arap, Türk dillerini mükemmel bilen M.Nevvab felsefe, hikmet, mantık, aynı zamanda nücum ilmini derinden biliyordu. O, müziği hem pratik, hem de bilimsel olarak iyi bildiği için bu alanda bilimsel gözlemler, araştırmalar yapmıştır.

M.Nevvab ünlü hanende Hacı Hüsü ile beraber yarattığı “Müzisyenler meclisi” nde müziğin estetik sorunları, yorumculuk, muğam sanatı tartışma olunurdu. Kurulun ünlü hanende ve sazendeler Meşedi Cemil Cicek, İ.Abdullayev, S.Şuşinski, Sadıxcan ve b. dahil.

Şuşa vokal sanatının görkemli temsilcilerinden biri xarrat Qulunun öğrencisi Hacı Hüsü idi. O, muğamları bilen musiqişünas ve alim olmuş, bir takım muğamları tekmilleşmiş, yeni muğamlar yaratmıştır.

Mirza Sadık Esad oğlu (Sadıqcan) XIX yüzyılın büyük tar üstadı olmuş, tarı rekonstrüksiyon yapmış ve modern tarın yaratıcısı olmuştur.

XIX yüzyıl Karabağ’ın müzik kültürünün analizi gösteriyor ki, o, bütünüyle Azerbaycan kültürünün, özellikle müzik sanatının gelişmesinde özel bir aşamadır. Şuşa-Hurşit Banu Natavanın, Mir Muhsin Nevvabın, ifaçılardan harrat Gulunun, Hacı Hüsünün, Sadıqcanın, Meşedi İşinin, Ebdülbağı Zülalovun, Cabbar Karyağdıoğlunun, Keçeci oğlu Mehmet’in, Meşedi Mehmet Ferzeliyevin, İslam Abdullayevin, Seyyid Şuşinskinin, Bülbül’ün, Zülfi Adıgözelovun, Han Şuşinskinin, Reşit Behbudovun, Meşedi Cemil Emirovun, Kurban Pirimovun, bestecilerden Üzeyir Hacıbeyov’un, Zülfikar Hacıbeyov’un, Fikret Emirovun, Niyazi’nin, Ofrasiyab Bedelbeylinin, Soltan Hacıbeyov’un, Eşref Abbasovun, Süleyman Elesgerovun vatanıdır. Bu henüz Şuşa müzisyenlerinin tam listesi değildir.

XX yüzyılın başlarında sosyal-siyasi ve kültürel yükseliş ortamında Akademisi’nde çağdaş Azerbaycan profesyonel müzik kültürünün temelini koydu ve sözlü eneneli milli sanatla besteci yaratıcılığının sentezini yarattı.Bu da Doğu ve Batı kültürlerinin etkin karşılıklı etkisine neden oldu. 1908 yılında Akademisi’nde H.Z. Tağıyevin tiyatrosunda koyduğu “Leyli ve Mecnun” operası ile sadece Azerbaycan operasının değil, bütün Müslüman Doğu’da opera sanatının temelini koydu, muğam-opera tarzının yaratıcısı oldu. Azerbaycan dinleyicisi için yeni janrın kavranılmasında sıkıntı olacağını idrak eden Akademisi’nde Fuzuli’nin “Leyla ve Mecnun” şiirinde ve halk müzik janrlarına (muğam, şarkı, dans) başvurmuş, dönemin ruh hali, halkın manevi talepleri ile sesleşen sahne eseri yaratmıştır. Akademisi’nde Azerbaycan’da müzikli komedi tarzının da yaratıcısıdır. Sosyal ev konulu müzik komediyalarında (“Er-koca” (1910); “O olmasın, bu olsun” (1911); “Arşın Mal Alan” (1913)) besteci halk şarkıları ve dans müziğine dayanak bulmuştur. Onun “Arşın Mal Alan” müzikli komedisi (1913 yılında sahneye konulup)

özellikle geniş şöhret kazanmıştır. Eser İngilizce, Almanca, Çince, Arapça, Farsça, Polonya, Ukrayna, Beyaz Rusya, Gürcü vs (70 yakın) dillere tercüme edilmiş, Moskova, İstanbul, New York, Paris, Londra, Tahran, Kahire, Pekin, Berlin, Varşova, Sofya, Budapeşte, Bükreş ve s. yerlerde, 120 tiyatronun sahnelenen, defalarca filme alınmıştır (1916-1917 yıllarında Bakü’de, 30 `lu yıllarda ABD’de, 1945 ve 1960’lı yıllarda Sovyetler Azerbaycanında).

Muğam okulu

mugan

Azerbaycan’ın en eski köşelerinden biri de şiir, sanat ocağı, yetenekler diyarı gibi tüm dünyaya nam salmış Karabağ toprağıdır. Eski tarihe sahip bu toprak Azerbaycan bilimine, kültürüne ve sanatına büyük şahsiyetler armağan etmiş ve Azerbaycan kültürünün gelişmesinde müstesna konuma sahip olmuştur. Özellikle Karabağ’ın merkezi Şuşa şehri müzik tarihinde önemli yer tutmaktadır.

Şuşa şehri XIX yüzyılda bu şehir kendi coğrafi konumuna, ekonomik gelişmesine, çekici doğasına göre dikkati çekmiştir. Bu dönemden Şuşa Azerbaycan’ın müzik kültürü merkezi gibi ün salmıştır. İşte bu dönemde Karabağ muğam okulu oluşmaya başlamıştır.

Elbette ki, Karabağ muğam okulu deyince, ayrı ayrı sanatçıların adı ile ilgili, onların yorumculuk tarzını yaşatan, muğam geleneklerini, sanat sırlarını nesillere aktaran okullar öngörülüyor.

Belirtmek gerekir ki, Karabağ muğam okulunun temsilcileri olarak tanıdığımız sanatçıların ömür yolu ve yaratıcılığı üzerine Şuşa şehri ile ilgili olmuştur. Bu nedenle Şuşanı, haklı olarak, «Kafkasya’nın konservatuarı» adlandırırdılar.Çünkü işçilik okulunu Şuşa’da geçmiş hanende ve halk çalgı aletleri ifaçıları sadece Azerbaycan’da değil, tüm Kafkas ülkelerinde faaliyet gösteriyorlardı.

Henüz XVIII yüzyılın akımları, XIX yüzyılın başlarında Şuşa’da birçok sanatkarlar yaşayıp yaratmışlar. Onlardan Şahsenem oğlu Yusuf, Mirza Hüseyin, Hesence, Çingene Esad ve başkaları Şuşa’da enstruman sanatının temelini koymuşlardır. Aynı dönemde tar ustası Ali Asker, kemançeciKaracı Hacıbey, çift-davul çalan Gapançı oğlu Kerim ünlüydüler..

XIX yüzyılın ikinci yarısında ve XX yüzyılın başlarında Karabağ muğam okulu yüksek gelişme aşamasına girmiştir.Bu dönemde pek çok görkemli hanende ve ifaçılar: Hacı Hüsü, Mir Muhsin Nevvab, Mirza Sadık Esad oğlu (Sadıqcan), Meşedi Mehmet Ferzeliyev, Ebdülbaqi Zülalov (Bülbülcan), Keçeci oğlu Muhammed, Cabbar Karyağdı oğlu, İslam Abdullayev, Seyid Şuşinski, Meşedi Cemil Usta, Kurban Pirimov, Mecid Behbudov, Bülbül, Zülfü Adıgözelov, Han Şuşinski ve başkaları Karabağ muğam okulunu temsil ediyorlardı.

Muğam ifaçılığı onun bütün lad, melodik gelişme ilkelerini tam olarak bilmeyi, zengin bezeli melodiyanı okumayı başarmayı, her şubenin temelini oluşturan önemli melodik ifadeleri, bağlantıları edinmeyi gerektirir. Tabii ki, bütün bunları öğrenmek için okul geçmek önemli şarttır.

Önemli ki, muğam öğretim yapan ilk müzik okulları XIX yüzyılda Şuşa’da oluştu. İlk okulu Şuşanın ünlü muğam bilicisi harrat Kulu yaratmıştı. O, yetenekli, iyi sesi olan çocukları bu okula çekerek, onlara Doğu müziğinin temellerini, muğamları, halk ezgilerini öğretiyordu. O, destgahların öğrenciler tarafından doğru okunmasına, sesin saflığına özel önem verirdi. Fakat harrat Kulunun okulu göre dine hizmet ediyordu. O öğrencilerini dini ayinlere katılmak için hazırlıyordu. Buna rağmen, bu okul bir takım üstad sanatçıların yetişmesine sebep olmuştur. Şuşanın en görkemli xanendeleri Hacı Hüsü, Meşedi İsi, Ebdülbagi Zülalov, Cabbar Karyağdı oğlu, tarçı Mirza Sadık Esad oğlu aynı okulun etmeleri.

Harrat Qulunun vefatından sonra Şuşa’da müzik okulunda muğamın Öğretim işini Kör Halife adlı müzisyen, daha sonra Molla İbrahim sürdürerek, yeni müzisyenler soyunu yetiştirdi.

Muğamın tüm kanun-kurallarını derinden benimseyen, kendinden önceki sanatçıların yaratıcılığından yönlendirdiği ifaçılar muğam bilicisi gibi isim kazanıyorlardı.

Muğam ifaçıları bu sanatın geleneklerini, sadakatle koruyarak, sonraki nesillere ötürməklə yanında, hem de onları geliştiriyor, yeni melodilerle zengin oluyorlar. Sanatta özgün yorumculuk üslubu, kendi yolu olan sanatçılar orijinal yorumculuk okulları kurmuşlar.

O dönemde muğam ifaçılığı esasen düğün şenlikleri ve ziyafetlerle bağlı olmuştur. XIX yüzyılın ikinci yarısında Şuşa’da şiir ve müzik meclisleri teşkil olunmaya başladı. Görkemli Azerbaycan şairi Hurşud Banu Natavan «Meclisi-üns», ilim adamı, şair, ressam ve muzisyen Mir Muhsin Nevvab «Meclisi-fəramuşan» yaratmıştır. Bu meclislerde edebiyata, ressamlığa ve müzik sanatına dair ilginç sohbetler yapılıyor, bazen bu konuşmalar diskussiýalar çevriliyordu. Bu meclisler ziyafetlerden ve düğün şenliklerinden farklıydı. Burada müziğinin estetik sorunlarına daha fazla dikkat getiriliyordu. Muğam dəstgahları tekmillik kazanıyor, çeşitli şube ve köşelerde zenginlik kazanıyordular, yeni tasnif ve renkler yaradılırdı. Burada Doğu müziğinin inceliklerine vâkıf olan görkemli müzisyenler hanendelerin doğru okumasına ve ustalığına özel bakım gösteriyorlardı. Müzik meclislerinde «Şur,« Rast »,« Mahur »,« Çahargah »,« Bayatı-İsfahan »muğamlarının okunması iki, bazen de üç saat sürerdi.

Aynı dönemde muğam sanatının gelişmesi ile ilgili olarak, müzik aletleri de təkmilləşdirilir. Bu bakımdan büyük tarzən Mirza Sadık Esad oğlunun faaliyeti manidardır. Aynı dönemde muğam ifaçılığında 5 kablolu ve diz üstü çalınan İran tarı geniş kullanılırdı. Mirza Sadık Esad oğlu bu tarda reformlar yaparak yeni Azerbaycan Tarını yaratmıştı. Mirza Sadığın yarattığı tar 11 simli, 17 perdeli müzik aletidir. O, ilk olarak, tarı göğüs üstünde tutarak çalmıştır. Tüm bu reformlar sonucunda tar yeni səs elde etmiş ve yeni yorumculuk yöntemleri oluşmuştur.Muğam ifaçılığında işte Azerbaycan tarı hem eşlikedici, hem de solo enstrüman gibi sağlam yer tutmuştur.

Karabağ muğam okulunun kendine yorumculuk özellikleri mevcuttur. Karabağ hanendeleri muğamatın okuma yöntemlerine derinden vâkıf olmayı öncelikli şart düşünüyorlardı. İlk olarak, hanəndədən geniş ölçekli kuvvetli ses, hem pəsden, hem de zilden aynı beceriyle okumak yeteneği isteniyordu. Onu da diyelim ki, o dönemin hanendeleri içerisinde en geniş ölçekli sese Cabbar Karyağdı oğlu sahip olmuştur. Onunsesiikioktavayarımaralığıhacmindeolup, lirik-dramatik tenor idi. Bülbül dünya caünlü İtalyan şarkıcısı Karuzonun sesi ile kıyasla Cabbarın sesinin daha yüksek olduğunu kaydetti. Hanendelerin ustalığı sadece onun yorumculuk tarzı ve tefekkürü ile ilgili değildi. Ayrıca, okuüslubu, şaqraqzəngülələr, uzunnefesler, improvizəbecerisi de önemlişərtləndəndir.

Karabağ hanəndelerinin repertuarı genişti. Demekoluyorki, tüm klasik muğamlar onlar tarafından ifa ediliyordu: “Rast», «Şur», «Mahur», «Segah», «Hümayun», «Şüşter», «Çahargah» «Bayatı-Şiraz» muğam-destgahları, «Katar »muğamı,« Heyratı »,« KarabağŞikestesi »,« Osmani »,« Mensuriyye» zerbi-muğamları vb

Karabağ hanendelerinin yaratıcılığından söz açıldığında da habir yönü belirtmek gerekir. Bu da hanendelerin tasnif ve halk şarkıları yaratmasıdır. Öyleki, günümüzde halk arasında yaygın olan «Erivan’dapuankalmadı», «Tiflis’inyolları», halk türkülerinin Cabbar Karyağdıoğlu, «Şuşanın dağları» şarkısının Han Şuşinski tarafından yaratıldığı ma’lumdur. Genellikle, bestecilik istidadına sahip hanendeler fazlaydı.

XIX yüzyılın sonlarında hanendelik sanatı meclis, düğün, şenlik kapsamında çıkıp tiyatro ve konser salonlarına yol bulmuştur. İlk kez Tiflis ve sonra Şuşa kentlerinde tiyatro tamaşalarının molalarında hanende demetleri büyük başarıyla konuşma yapmıştır. Bu da daha sonra müzikli sahnelerin oluşmasına katkıverdi. Böyle bir  düşünceyi ilk kez Şuşa’da görkemli yazar (o zaman henüz Petersburg Üniversitesi öğrencisi olan) Abdurrahimbey Hagverdiyev hayata geçirdi. 1897 yılında «Mecnun Leyla’nın mezarı üstünde” adlı müzikli sahnesi gösterildi. Bu, dahi şairimiz Muhammed Fuzuli’nin «Leyli ve Mecnun» poemasından son bölümün tiyatroya sunulmuş müzikli ifası idi. Burada, ilk olarak, tiyatro, şiir vemuğam qovuşdurulmuşdu. Oyunun katılımcıları – hanendeler muğam üste poemanın metninden belirli parçaları ifaediyorlardı.

Bu sahne Azerbaycan’ın, hatta bütün Güney Kafkasya’nın, müzik hayatın  da önemli olay oldu. O, Azerbaycan’da müzikli tiyatronun gelişmesi için zemin hazırladı. 1908 yılında dahibestecimiz Üzeyir Hacıbeyov’un «Leyli ve Mecnun» muğam operasının oluşumuna ve tüm Doğu’da ilk operanın oluşmasına katkı verdi.

XX yüzyılın öncəsindən başlayarak, Bakü’nün ekonomik yükselişi kültür ve sanat adamlarının bu şehirde toplanmasına neden oldu. Bu da şehrin tiyatro ve konser hayatını canlandırdı. Bakü kültürel merkez olarak öncül pozisyon yakaladı. Şuşa’da pühteleşmiş sanatçılardan bazıları kendifaaliyetini Bakü’de sürdürdü. Buna rağmen, onlarŞuşa ile ilişkilerini kesmiyor, yenimüzisyenler neslinin yetişmesine yardım ediyorlardı. Onlar kendi geleneklerini, sanat sırlarını yeni gelennesle, Karabağ okulunu sürdüren genç ifaçılar aşılayırdılar. Belirtmek gerekirki, Karabağ müzisyenlerinin yaratıcılığında muğam okulunun gelenekleri şimdiye kadar yaşıyor ve nesilden nesile aktarılır.

Aynızamanda, hanendeler devlet tarafından açılan müzik okullarında sanatöğretmeni olarak da geniş faaliyet göstermişlerdir. 1920’lerde Doğu Konservatuvarı’nda, daha sonraları Bakü Müzik Texnikumuna, Azerbaycan Devlet Konservatuvarı’nda (Bakü Müzik Akademisi’nde), günümüzdeise Milli konservatoriyada, Kültür ve Sanat Üniversitesi’nde klasik hanendelerin yoluyla muğam sanatı öğretiliyor.

Hanendelik sanatının gelişmesinden konuşurken, milli müzisyenlerin qrammafon vallarını vurgulamak gerekir. Çünkü klasik hanendelerin seslerini koruyup yaşatan qrammafon plakları halkımızın kültürel kaynakları. Bu plaklar Azerbaycan müziğinin tebliğinde ve dünya çapında tanınmasında müstesnar oloynamıştır.

1900-1916-yılları arasında «pikap», «Pate», «Sport-Rekor», «Ekstrafon», «Noqin» fabrikası ve diğer kayıt firmaları ünlü Azerbaycan müğənnilərinin seslerini vala aktarmışlardır. Doğu müziği tarihinde ilk kez Sesi grammafon plağın yazılmış hanende Cabbar Karyağdı oğlu olmuştur. Ondan sonra Karabağ hanendelerinden keçeci oğlu Muhammed, Məşədi Mehmet Fərzəliyev, İslam Abdullayev ve başkalarının sesleri qrammafon plaklarına yazılmıştır.

Makamların ve halk müziği örneklerinin qrammafon plaklarına yazılması onların bilimsel olarak öğrenilmesine de yollar açmıştır. Bu bakımdan 1932-1943 yıllarında Azerbaycan Devlet Konservatuarı bünyesinde Bülbül’ün yönettiği Bilimsel araştırma müzik Kurulu’nun faaliyeti manidardır. Bu kabinede ünlü hanendelerin ifasında muğam, tasnif, halk şarkı ve dansları, aşık yaratıcılığı örnekleri fonovaliklere yazılmıştır. Sonradan bu örnekler kurulunca çalışanları tarafından nota düşürülmüş, kataloglaştırılmış ve yayımlanmıştır ki, bunun da büyük bilimsel önemi vardı.Çünkü bu malzemeler müzisyenlerin araştırma nesnesine dönüşmüştür. Bu odalarına bir takım halk müzik ifaçıları işbirliği yapmışlar. Onların arasında Cabbar Karyağdı oğlunun hizmetleri özel belirtilmelidir. Onun ifasından 200’e yakın halk şarkısı ve tasnif fonovaliklere yazılmış ve bir kısmı da Said Rüstemov tarafından nota salınaraq basılmıştır.

Böylece, halkın bakış açısının, dünyaduyumunun ifadesi olan muğam ifaçıların yaratıcılığında cilalanaraq, muğam okullarında təkmilleşerek, bizim bugünlere gelmiştir. Muğam bugün de Karabağlılar arasında sözlü geleneklere profesyonel müzik janrı gibi ulusal müzik kültürümüzün temelini teşkil ediyor, yaşıyor, muğam ifaçılarının yarattığı sanat incileri tüm dünyaya yayılır, ve aynı zamanda, gelecek nesillere aktarılıyor.

Hanendeler

Hacı Hüsü (1839-1898)

hacihusnu

Hacı Hüsü (Kazımlı Hacı Hüsü Kerbelayı Lütfeli oğlu) Şuşa şehrinde doğmuşdur. Şuşa vokal sanatının en görkemli temsilcilerinden biri harrat Qulunun yetiştirmesidir. 1880 yılında İran şahı Nasreddin H.Husunu Tebriz’e oğlunun düğününe davet etti. Düğünün sonunda şah tarafından şarkıcılara verilen birinci ödüle işte H. Hüsü layık görüldü.

Hüsü güzel hanende olmakla beraber, hem de Doğu ve Azerbaycan muğamlarını iyi bilen musizyen ve öğretmen olarak da ünlü oldu. O, bir takım muğamları tekmilleşdirmiş, onların yeni seçeneklerini yaratmışdır.

Ebdülbaqi Zülalov (Bülbülcan) (1841-1927)

ebdulbaqizulalov

Ebdülbaqi Zülalov (Kərbelayi Ali oğlu) Şuşa şehrinde doğdu. Halk içinde genellikle “Bülbülcan” müstear ismiyle daha çok tanındı. Azerbaycan hanendelik okulunun görkemli temsilcilerinden biridir. İlk müzik eğitimini Şuşa’da harrat Kulunun okulunda almış, Karabağ, Gence, Şeki, ve sair yerlerde hanendelik etmiştir. 1905 yılında Şuşaya dönen Bülbülcan burada “Kısa süreli Doğu müziği kursları” nda (“Doğu konservatuarı”), 1923 yılında Bakü’de Azerbaycan Devlet Türk Musiki Okulu’nda muğamat ders dedi.

Cabbar Garyağdıoğlu (İsmail oğlu) (1861-1944)

cabbarqaryadioglu

Cabbar Karyağdıoğlu ömrünün 60 yılını halktan öğrendiği ve topladığı 500’den fazla şarkının üzerinde çalıştı.Hanende Kafkasya’da en iyi halk şarkıcısı şöhretini kazandı. O, Azerbaycan muğamlarının modern ifaçılığı sanatının kurucusu kabul edilir.

Karyağdıoğlu Şuşa’da “Seyidli” mahallesinde doğdu. Azerbaycan’da opera sanatının oluşumunda de onun rolü büyüktür. Opera sehnemizin ilk aktörü işte C. Karyağdıoğlu olup. O, Azerbaycan Konservatuarı ilk organizatörleridir, burada muğam sınıfına rehberlik etti. 1906- 1912 yıllarında “Qrammafon”, “Sportrekord”, “Ekstrafon” aksioner toplumları tarafından Kiev, Moskova ve Varşova’da Sesi qrammafon plağın yazılmıştır. C. Karyağdıoğlu 1906 yılında Varşova’da konser verdi. Onu ünlü İtalyan şarkıcısı E. Karuzo ile karşılaştırmışlar.

Keçecioğlu Muhammed (1864-1940)

kececioglumehemmed

Keçecioğlu Muhammed (Muhammed Meşedi Halil oğlu) Şuşa şehrinde doğdu. Onun ifasında klasik muğamlar, tasnif ve halk şarkıları önemli yer edinmiştir. Hanende tüm muğam-tezgagları ve zerbi muğamları ustalıkla okudu. Onun ifasında bir takım muğam, tasnif ve halk şarkıları 1912 yılında “Sport-rekor” (Varşova), 1914 yılında “Ekstrafon” (Kiev) şirketleri tarafından pikap plağın yazılmıştır. Onun “Leyla” tasnifi özellikle diller ezberi oldu. K. Muhammed’in Cabbar Karyağdıoğlu ile beraber Fuzuli’nin “Leyla ve Mecnun” poemasından sahneleri duet şeklinde okumaları çok ünlü oldu.

Mecid Behbudalı oğlu Behbudov (1873-1945)

mecidbehbudalioglu

Mecid Behbudov Şuşa kentinde dünyaya geldi. Karabağ muğam okulunun görkemli temsilcisi olan hanende önceleri Karabağ’da ve Gence’de hanende olarak faaliyet gösterse de, sonraları uzun yıllar Tiflis’te yaşayarak, konserler verdi.”Pikap” şirketi 1910 yılında onu Riga kentine sesini plağa yazmaya davet etti. Riqada hanende M. Behbudov Meşedi Cemil Emirovun eşliğinde birkaç muğam, tasnif ve halk şarkılarını okuyarak vala yazdırmışdır. “Mirza Hüseyin Segahı”, “Şüşter”, “Çahargah” muğamlarının mahir şarkıcısı gibi tanınmışdır.

Meşedi Mehmet Fərzəliyev (1872-1962)

mesedimemmed

Meşedi Mehmet Ferzeliyev Şuşa şehrinde doğdu ve müzik eğitimini de burada harrat Kulunun okulunda aldı.Hanende Azerbaycan hanendelik sanatı tarihinde “Şüşter” muğamının mahir şarkıcısı gibi tanınıp. O, eski Azerbaycan şarkılarını ve tasnıflari büyük ustalıkla ifa etti. 1926 yılından M.M.Ferzeliyev muğam üçlüsünün eşliğinde Rusya’nın birçok şehirlerinde, Polonya, Almanya, Fransa, Belçika, İngiltere, Avusturya, Romanya, Türkiye ve İran’da defalarca konserler verdi. 1929 yılında Türkiye’ye göç, ömrünün sonuna kadar burada yaşadı.M.M.Ferzeliyev Azerbaycan hanendesi gibi ulusal müzik kültürünü yurtdışında yaygın olarak tanıtıp.

İslam Abdül oğlu Abdullayev (1876-1964)

islamebdul

Azerbaycan’ın Karabağ muğam ifaçılığı okulunun görkemli temsilcisi, hanende İslam Abdullayev Şuşa şehrinde doğdu. Muğamları musiqişünas alim Mir Muhsin Nevvab, hanende Hacı Hüsüdən öğrenip. Tarzən Mirza Sadık Esad oğlunun müşayiətilə çıkış yapmaya başladı. 1910-1915 yıllarında “Sport-Rekor” ve “Ekstrafon” kayıt şirketleri tarafından İ.Abdullayevin ifasında “Segah”, “Bayatı-Kaçar”, “Şehnaz”, “Şüşter” muğamları ve bir takım Tasnifler pikap plaklarına yazılıp

Azerbaycan müzik tarihinde İ.Abdullayev “Segah” muğamının tekrarsız şarkıcısı gibi tanınıp.

Seyid Şuşinski (1889-1965)

seyidshushinski

Şuşalı olan Seyyid Şuşinski Füzuli rayonunun Horadiz köyünde doğdu. Cabbar Karyağdıoğlu onu “Doğu müziğinin incisi” olarak niteledi. S. Şuşinski ünlü “Molla Nasreddin” dergisinin birkaç numarasının çıxmağına maddi yardım yaptı. Genellikle, S.Şuşinski büyük mesenat idi, o dönemin tiyatro oyuncuların da yardım ediyordu.

O, novator sanatçı olarak, birçok muğamları birleştirip yeni seçenekte okumuştur.

Musa Ferhat oğlu Şuşinski (1893-1971)

musaferhad

Musa Şuşinski Şuşa şehrinde doğdu. O, klasik Azerbaycan hanendelerinin güzel geleneklerini sürdüren sanatçılardan biriydi. M.Şuşinski 1932 yılında Üzeyir Bey Hacıbeyli tarafından Bakü’ye davet edildi. O zaman ünlü bestecinin yönetimi ile şehrin Rote-fane (şimdiki Nizami adına) parkında “Doğu konserleri” organize edildi. Aynı yılın Temmuz ayında M.Şuşinski de Bakü izleyicileri karşısında konuşma yaptı.

Bülbül (Murtuza Meşedi Rıza oğlu Memedov) (1897-1961)

bulbul

Murtuza Memmedova fevkalade güzel sesine göre Bülbül adı verilmiştir. Şuşa yakınlarında, Hanbağı denilen yerde doğmuştur.

Bülbül Azerbaycan opera şarkıcısı (lirik-dramatik tenor), mahir tasnif şarkıcısı, müzik folklore araştırmacısı, Azerbaycan profesyonel vokal okulunun kurucusu olmuştur.

1927 yılında Bakü Konservatuarı’nı bitirmiş ve aynı yıl eğitimini devlet hattı ile 4 yıl Milan’da (İtalya) sürdürmüştür.1931 yılında Milan Konservatuarı’nı (Delliponti ve R. Qraninin sınıfını) bitirip geri dönen Bülbül Azerbaycan Devlet Konservatuvarı’nda ders demeye başlamıştır.

Bülbül’ün “Köroğlu” operasında ilk şarkıcısı olduğu Köroğlu karakteri onun yorumculuk sanatının zirvesidir. Ayrıca, o, Azerbaycan ve yabancı ülke bestecilerinin eserlerinin mahir şarkıcısı olmuştur.

Zülfi Samed oğlu Adıgözəlov (1898-1963)

zulfisemed

Zülfi Adıgözəlov Şuşanın Qaradolaq köyünde doğdu. 1927 yılında Cabbar Qaryağdıoğlu onu Bakü’ye davet etmiştir. O, muğam dəstgahını tam olarak bem ve orta tessiturada kendine okuma okulunu kurdu.

Xanəndənin ifa ettiği ve görüntülemeyi, qrammafon plaklarına yazdırdığı “Rast”, “Mahur- hindi”, “Segah-Zabul”, “Bayatı-Şiraz”, “Humayun” muğam dəstgahları ve bir takım Təsniflər  (“Nebi”, “Ben gidiyorum Zəngilana” , “Dedim bir buse ver”, “Keklik” vb) Azerbaycan müziğinin ender incileri. O, muğam dəstgahların ayrı ayrı uygun şöbələrini birleştirerek mikrosilsilə gibi bağımsız şekilde tefsir etti.

Han Şuşinski (İsfandiyar Aslan oğlu Cavanşir) (1901-1979)

xansusinski

Azerbaycan muğam sanatının sanatçılarından olan Han Şuşinski Şuşa kentinde dünyaya geldi. 12-13 yaşı olurken Şuşa meclislerinin birinde onun maharetli ifası tüm misafirleri hayran ettiğinden, üstadı İslam Abdullayev ona “Han” adını verdi.

Senfonik orkestranın eşlik ilk kez senfoni muğamlara solo bölümü Han okuyup. Müzik tarihimizde ilk düet büyük sanatçının adı ile bağlıdır. Azerbaycan müzik tarihinde ilk duet Şevket Hanım Elekberova ile Han Şuşinskinin ifasında seslenip.

Reşit Mecid oğlu Behbudov (1915-1989)

residmecidoglu

Aslen Şuşalı olsa da, Reşid Behbudov Tiflis’te doğmuştur. Genç yaşlarında Tiflis Estrada gruplarından birinde solistlik yapmıştır. Ardından Ermenistan Devlet Caz orkestrasında solistliye başlamıştır.

O, Azerbaycan Devlet Filarmoniyasının, M.FAxundov adına Azerbaycan Devlet Opera ve Balesi solisti, Azerbaycan Devlet Konser Ansamblının organizatörü ve başkanı oldu. R. Behbudov 1966 yılında müzik ve estrada sanatının caz, bale, pantomima gibi çeşitli janrlarını organic biçimde birleştiren Azerbaycan Devlet Şarkı Tiyatrosu’nu düzenleyerek ömrünün sonuna kadar onun solisti ve sanat rehberi olmuştur. Bütün Sovyet Cumhuriyetleri ile birlikte, Arjantin, Bulgaristan, Belçika, Şili, Çin, Etiyopya, Finlandiya, Hindistan, İran, Irak, İtalya, Mısır, Türkiye ve s. ülkelerde geniş repertuarla konuşma yaptı. R. Behbudovun Azerbaycan halk türkülerinin ve Azerbaycan bestecilerinin vokal eserlerinin dış ülkelerde populyarlaşmasında çok büyük rolü var.

Alexandre Esad oğlu Aliyev (1926-1990)

ebulfetesed

Beyonce Şuşa’da doğdu. 1964 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti Halk Sanatçısı fahri adını aldı. 1945 yılında Azerbaycan Devlet Filarmoniyasının ve Azerbaycan Devlet Opera ve Balesi (1956-1962) solisti oldu.

Mecnun (“Leyli ve Mecnun”), Kerem (“Aslı ve Kerem”), Garip (“Aşık Garip”) ve Şah İsmail (“Şah İsmail”) esas ve akılda kalan rolleri olmuştur.

Yakup Muhammed oğlu Memmedov (1930-2003)

yaqubmehemmedoglu

Yakup Memmedov Ağcabedi ilçesinde doğdu. Görkemli hanende Seyyid Şuşinskidən muğam destgahları, hanendelik sanatının sırlarını öğrendi. O, bütün muğam destgahlarının güzel bilicisi olmakla birlikte, hem de Azerbaycan poeziyasını derinden bilip. Y. Memmedov uzun yıllar Azerbaycan Devlet Filarmoniyasının solisti olmuş, konserlerde konuşma yaptı. Onun ifasında pikap plaklarına yazılmış muğam-destgahlar sadece Azerbaycan’da değil, tüm Yakın ve Orta Doğu’da yayğın olmuştur.

 

Mürşüd Selim oğlu Məmmədov (1932-1996)

mursidselimoglu

Mürşüd Memmedov Ağdam ilçesinde Muradbeyli köyünde doğdu. Karabağ hanendelik okulunun tanınmış temsilcisi olan hanendenin ifasında seslenen “Bayatı-Şiraz”, “Segah”, “Sarı-segah”, “Rast”, “Katar”, “Karabağ şikestesi” muğamları bir takım diğer şarkı ve tasnifler muğam sanatının gelişiminde özel bir yer tutar .

O, opera sahnesinde de kendini denemiş, muğam operalarında bir takım roller oynamıştır.

İslam Taptuk oğlu Rzayev (1934-2006)

islamtapdiqoglu

İslam Rzayev Fuzuli ilçesi Serdarlı köyünde doğdu. Karabağ hanendelik okulunun yetenekli temsilcisidir. Onun yaratıcılığı kapsamlı ve çok yönlü olup. İ. Rzayev dünyanın 74 ülkesinde turne seferinde olmuştur. 1988 yılında İ.Rzayev başka müzik adamları ile birlikte “Mugam tiyatrosu” yaratmıştır ve bu taetrın sanat rehberi olarak görev yaptı, Azerbaycan Milli Konservatuarı, Kültür ve Sanat Üniversitesi profesörü oldu.

Kadir Çerkez oğlu Rüstemov (1935)

qedircerkezoglu

Beyonce Ağdamda doğdu. Hanende Karabağ hanendelik okulunun tanınmış temsilcilerinden biridir. Onun ifasında bir takım muğam destgahlar “Rast”, “Çahargah” lente alınarak radyonun fonunda saklanır. Yüksek tessituralı sese sahip Q. Rüstemov tüm registrlerdə ses kalitelerini gösteriş yapmayı başarıyor. Onun “exodus” şarkısı özellikle çok sevilir.

Arif İmran oğlu Babayev (1938)

arifimran

Azerbaycan Cumhuriyeti Halk Sanatçısı Arif Babayev Karabağ muğam okulunun XX yüzyılın ikinci yarısındaki görkemli davamçısıdır. Ağdam bölgesinde doğan hanendenin destgahları milli muğam sanatının altın fonuna dahil olup, Azerbaycan müzik hazinesini zenginleştirmiştir.

Halk şarkıları, “Şur”, “Segah” muğam destgahları, “Arazbarı”, “Karabağ şikəstəsi” davul muğamları A. Babayevin repertuvarının temelini oluşturuyor. Babayev 1990 yılında tarihte ilk defa muğam üzere profesör seçilmiştir. Şu anda Milli Konservatuarın muğam Bölümü müdürüdür.

Şahmalı Kurdoğlu (1930-1992)

Şahmalı Kurdoğlu (Hacıyev Şahmalı Mirsəqulu oğlu) Ağdam bölgenin Kiyaslı köyünde doğdu. O, Azerbaycan muğam tarihinde kendine özgü hizmetleri olmakla beraber şehit hanende olarak anılır. Ş.Kürdoğlu Seyid Şuşinski okulunun ve ayrıca Karabağ sosyal ortamının getirmesidir.

Süleyman Cümşüd oğlu Abdullayev (1939)

suleymancumsud

Mikis Fuzuli bölgenin Koçehmedli köyünde doğdu. Hanende günümüzde Karabağ hanendelik okulunun görkemli temsilcilerinden biridir. 1969 yılında Türkiye’nin İstanbul kentinde yapılan dünya festivalinin qalipi olmuştur. Dünyanın birkaç ülkesinde konser proqramları ile çıktılar etti.

Şu anda S. Abdullayev ülkenin kültürel hayatında aktif yer alıyor, cephe bölgelerinde askerler karşısında konserler verir.

Teymur İbrahim oğlu Mirzayev (1936)

teymuribrahim

Teymur Mirzeyev Ağdamda doğdu. O, 1961 yılında “Kaya” Devlet ansamblının yaratıcısı, sanat rehberi ve solisti oldu. Ümum ittifak ve Uluslararası müsabakalar kazanan “Kaya” ansamblı SSCB coğrafyasında ve birçok yabancı ülkede tanınmış kollektiflerden biriydi. Bu kolektif 1964 yılında Moskova’da yapılan Dünya estrada yarışmasında I yeri kazandı.

Estrada yorumculuk geleneklerini onurlu koruyup yaşatan T. Mirzeyev kollektivin sanat rehberi olarak aynı zamanda, kendine ifa üslubu ile Azerbaycan milli yorumculuk sanatını daha da geliştirdi. Kollektivle birlikte dünyanın çeşitli ülkelerinde – Almanya’da, Avusturya’da, Amerika’da, Türkiye’de, Hindistan’da, Afrika’da, Çekoslovakya’ya, İsrail’de, Kanada’da, Gürcistan’da, Ukrayna’da maharetle konuşma yaptı, onu farklı halkların temsilcilerine sevdirmiştir.

Vahid Ali oğlu Abdullayev (1948-2001)

Karabağ muğam okulunun klasik gelenekleri içinde yetişen Vahid Abdullayev Ağdam bölgenin Zəngişalı-Mahrızlı köyünde doğdu. O, Asaf Zeynallı adına müzik okulunda profesyonel eğitim gördü ve daha sonra aynı okulda da ders demeye başladı. Onun ifasında “Bayatı-Şiraz”, “Sarı-segah” muğam destgahları, “Karabağ şikestesi” zerbi – muğamı muğamsever dinleyicilerin ve müzik bilicilerinin beğenisini kazanma, özellikle hatırında kalıp.

V. Abdullayev Azerbaycan Devlet Filarmoniyasının, Azerbaycan konser birliğinin solisti oldu. O, Azerbaycan muğamlarını Türkiye, Fransa, İsrail ve İran’ın konser salonlarında seslendirdi.

Sehavet Emirxan oğlu Memmedov (1953-1991)

sexavetemirxan

Sehavet Memmedov Ağdam rayonunun Abdal-Gülablı köyünde doğdu. Karabağ’ın getirmesi olan Sehavet okuduğu şarkıların çoğunluğu “Segah” Ladin olup. Hanende 30 Eylül 1991 yılında otomobil kazasına uğrayarak hayatını kaybetti.Ağdamın Abdal-Gülablı köyünün mezarlığında toprağa olunub. Ağdam rayonunun Ermeniler tarafından işgali sonucunda Sehavet Memmedovun üzerinde şekli, doğum ve ölüm tarihi dövülmüş başdaşı Bakü’deki evinin avlusunda kalıp.

Sabir Ali oğlu Abdullayev (1957)

sabireli

Karabağ muğam okulunun öğrencisi Sabir Abdullayev Ağdam rayonunun Zengişalı-Mahrızlı köyünde doğdu. O, “Sarı-segah” ı, “Mirza Hüseyin segahı” nı özel zevkle ifa etti. Bu makamların şerit yazıları Azerbaycan Devlet Radyo ve Televizyonu altın fonuna dahil edildi. S. Abdullayev muğam destgahlarını Karabağ müzik okulunun klasik geleneklerine sadık kalarak ifa eder.

S. Abdullayev bugün de hem müzik okulunda, hem de Bakü Müzik Konservatuvarı’na bağlı Müzik Koleji’nde hanendeler neslinin takipçilerine muğamları eğitim alıyor.

Mənsum İsrafil oğlu İbrahimov (1960)

mensumisrafil

Azerbaycan’da Karabağ muğam okulunun günümüzde tanınmış takipçilerine Mensum İbrahimov kendine yorumculuk üslubu ile Azerbaycan müzik hazinesini zenginleştirmiştir. O, kendi ifasındada tüm muğam desgahlarına başvuruyor. Hanende Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika, Lüksemburg, Kıbrıs, Irak, İran, Türkiye ve s. dünyanın birçok ülkesinde muğamlarımızı tebliğ ediyor.

Fehruz Əmirxan oğlu Memmedov (1972)

fehruzemirxan

Fehruz (Firuz) Memmedov Ağdam ilçesinde doğdu. Hanendə günümüzde Karabağ muğam ifaçılığı okulunun layık takipçilerinden biridir. F. Memmedov Han Şuşinski adına Ağdam muğam okulunun getirmelerindendir. Hanende İran, Türkiye ve başka ülkelere turne yolculuklarında olmuştur.

Nezaket Hüsrev kızı Teymurova (1972)

nezaketxosrov

Nezaket Teymurova Ağdam ilçesinde doğdu. O, halk artisti, profesör Arif Babayevdən ders alıp. N. Teymurova ilk olarak da Azerbaycan Devlet Akademik Opera ve Balesi solistidir. Opera solisti olarak faaliyet göstermekle birlikte, N. Teymurova hem de muğam, halk ve besteci şarkılarının da profesyonel şarkıcısı. N. Teymurova Almanya, ABD, Kore, Japonya, Macaristan, Fransa, Türkiye, İran, İsviçre’de konser programları ile Azerbaycan milli muğam sanatını onurlu temsil etti.

Cabir Ali oğlu Abdullayev (1966)

cabbareliCabir Abdullayev Ağdamda doğdu. O, 2001 yılında Bakü Müzik Akademisi muğam bölümünü bitirdi. C.Abdullayev, cumhuriyette yapılan birçok yıldönümü ve devlet etkinliklerine, ayrıca 2004 yılında Avusturya’da yapılan Kültür Günleri’nde Azerbaycan sanat ustaları ile beraber başarıyla konuşma yapmıştır. Şu anda Devlet «Muğam» Tiyatrosu’nun solistidir.

Tayyar Allahverdi oğlu Memmedov (1976)

teyyarallahverdi

Genç hanende Tayyar Bayramov Ağdam ilçesinde doğdu. Muğama çocuk zamanları ilgi gösterdi. A. Zeynallı adına müzik Koleji’nde eğitim alırken profesyonel ifaçılıkla uğraşmaya başladı. Gördüğünüz bu papaz okulunda okuduğu zaman yapılan müzik yarışmalarının birine katılıp ve 3-cü yeri tutmuştur.

Memmedov 2005 yılında yapılan Televizyon Muğam Yarışması’nda 1 sırada yer bulabildi. 2009 yılında ise Uluslararası muğam yarışmasında baş ödüle-“Grand Prix” ye layık görüldü.

Besteciler

Cemil Meşedi (1875-1928)

Cemil meşedi (Meşedi Cemil Usta) Şuşa’da dünyaya göz açıp. C.Emirov 1907 yılında Cenceye göçüp ve burada ünlü Meşedi Mehmet Ferzeliyevi, Malıbeyli Hamidi, Bülbülü, Seyyid Şuşinskini eşlik etmekle ünlüleşib.

Geniş dinleyici kitlesinin sevgisini kazanan C.Emirov 1910 yılında Riqada “Qramofon” firmasında ifasını yazdırıp.Tar, kamança ve qarmon ifa etti. Üstad ifaçı olmakla beraber, C.Emirov, hem de becerikli besteci ve eğitimci olarak da tanınmışdır.

Emirov 1915 yılında “Seyel mülk” operasını Gence’de sahneye koydu. Bir yıl sonra hemen eser başarıyla Tiflis’in Z. Paliaşvili adına ulusal opera tiyatrosunda oynanılıb.

Eşref Celal oğlu Abbasov (1920-1992)

Eşref Abbasov Şuşa’da doğdu. E.Abbasov 1948 yılında Azerbaycan Devlet Konservatuarı’nı, 1952 yılında ise Moskova Devlet Konservatuarı aspiranturasını bitirmiştir.

Profesör E.Abbasov 1953-57 yıllarında Azerbaycan Devlet Konservatuarı Rektörü oldu. 1965 yılında ilk Azerbaycan çocuk balesi olan “Karaca kız” ı yazmıştır. E.Abbasov piyano ve orkestra için konserin, senfoni orkestrası için “Konsertino”nun, “Şuşa”, “Gelecek gün”, “Dramatik” senfoni poemalarının, “Senden bana yar olmaz”, “Dağlar koynunda” operetlerinin, birçok enstrümantal eserin, hor, şarkı, romansın yazarıdır.

Cengiz Zülfikar oğlu Hacıbeyov (1913-1971)

Cengiz Hacıbeyov Şuşa’da doğdu. C. Hacıbeyov 1931 yılından M.FAxundov adına Azerbaycan Devlet Opera ve Balesi orkestrasında Üzeyir Bey Hacıbeylinin ve Müslim Maqomayevin yönetimi ile kemancı olarak görev yaptı.

Hacıbeyov’un yaratıcılığının esas faaliyeti Azerbaycan Karakterler Komedi Tiyatrosu, Devlet Radyo ve Televizyon yayınları Komitesi senfoni orkestrası, Ü. Hacıbeyli adına Devlet Senfoni Orkestrası ile bağlı olup. 1938-1953 yıllarında baş orkestra şefi çalıştı.

Niyazi (Niyazi Zülfikar oğlu Hacıbeyov-Tağızade) (1912-1984)

Niyazi Tiflis’te doğdu. Şuşalı Azerbaycan bestecisi Zülfüqar Hacıbeyov’un oğludur. Niyazi’nin müzisyen olgunlaşmasında amcası Üzeyir Hacıbeylinin büyük rolü olmuştur. O, Moskova’da ve Leningrad’da (Petersburg’da) müzik eğitimi alıp, Azerbaycan Devlet Konservatuarı aspiranturasında okumuştur.

Niyazi bestecilik ve dirijorluq faaliyetine 1930’larda başlamıştır. Azerbaycan Devlet Senfoni Orkestrası’nın oluşmasında yakında katıldı, 1938 yılından (belli aralıklarla) ömrünün sonuna kadar orkestranın sanat rehberi ve baş dirijoru olmuştur.

Niyazi bir takım senfoni eserlerin (“Rast” senfonik muğamı), opera (“Hüsrev ve Şirin”), bale (“Citra”) ve vokal eserlerinin yazarıdır. Eser yazarın konturölü birçok yabancı ülkelerde seslenip, Çekoslavakya’nın (“Suprafon”) ve ABD’nin (“Rikordi”) müzik şirketleri tarafından pikap plağın yazılıbdır.

Fikret Meşedi Cemil oğlu (1922-1984)

Aslen Şuşalı olan Fikret Emirov Gence’de doğdu. O, 1948 yılında Bakü Konservatuarı’nı (Üzeyr Hacıbeyli ve Boris Zeydmanın kursu) bitirdi. F.Emirov XX yüzyıl Azerbaycan müziğinin önemli simalarından biridir. F.Emirov Azerbaycan müziğinin dünya şöhreti kazanmasında önemli rol oynadı. O, sözlü geleneğe sahip Azerbaycan müziğinin lad-intonasiya ve kompozisyon yapısının yeni olanaklarını açığa açmıştır. F.Emirov “Sevil” operasının, “kalpçalanlar”, “Gözün aydın” müzikli komediyalarının, “Nesimi destanı”, “Binbir gece”, “Nizami” baletl rinin yazarıdır. Azerbaycan müziğinde senfonik müziğin temelini kılandan biri olmuştur. F.Emirovun “Nizami” senfonizması, “Şur”, “Kürt-ovşarı”, “Gülistan Bayatı-Şiraz” senfoni muğamları onun yaratıcılığında önemli aşama düzenledi. Ü. Hacıbeyli muğamları ilk defa aslında olduğu gibi  muğam operaların uygulama yapmışsa, F.Emirov onları senfoni müzik ilkeleri temelinde geliştirip ve iki farklı tarzı Batı ve Doğu profesyonel müziğinin organik ilişkisine nail olmuştur.

Sultan İsmail oğlu Hacıbeyov (1919-1974)

Soltan Hacıbeyov 1919 yılında Şuşa şehrinde doğdu. 1939 yılında Azerbaycan Devlet Konservatuarı bestecilik eğitimine, profesör B.İ.Zeydmanın kursuna dahil olmuştur. Henüz konservatoriyaya dahil olmadan önce “Altın gül” müzikli komedisini yazdı. 1945 yılında S. Hacıbeyov “Kervan” senfoni lövh sini bestelemiştir. S. Hacıbeyov’un “Gülşen” balesi 1953 yılında Alişir N vai adına Taşkent Büyük Tiyatrosu sahnesinde (Özbekistan) sahneye yapılmıştır. Yazar baleye yazdığı müzikten suit tertip

edibdir. “Gülşen” suitası büyük tirajla “Bruno” (Amerika) firması tarafından bırakılıp ve geniş yayıldı.

Üzeyir Bey Hacıbeyli (1885-1948)

Üzeyir Bey Hacıbeyli Şuşa kazasının Ağca bölgesinde doğdu. O, Azerbaycan bestecisi, akademisyen, gazeteci, dramaturg, eğitimci ve sosyal aktivist olmuştur. Ü. Hacıbeyli Modern Azerbaycan profesyonel müziğinin ve milli operasının banisidir. Doğu’da ilk operanın yaratıcısıdır.

Ü. Hacıbeyli 1908 12 Ocak de Bakü’de HZTağıyevin Tiyatrosu’nda gösterilen “Leyli ve Mecnun” operası ile sadece Azerbaycan’da değil, bütün Müslüman Doğu’da opera sanatının temelini atmıştır.

Ü. Hacıbeyli 1909-1915 yıllarında birbiri ardınca “Şeyh Senan” (1909), “Rüstem ve Söhrab” (1910), “Şah Abbas ve Hurşit Banu” (1912), “Aslı ve Kerem” (1912), “Harun ve Leyla” (1915) muğam operalarının bestecisidir. O, Azerbaycan’da müzikli komedi tarzının yaratıcısıdır.

Ü. Hacıbeyli 1921 yılında Bakü’de Azerbaycanlı öğrenciler için ilk müzik okulunu – Azerbaycan Devlet Türk Musiki Okulu’nu (sonraları yüksek okul) düzenledi.

Ü. Hacıbeyli yetenekli besteciler, müzisyenler nesli yetiştirmiştir. K. Karayev, F. Emirov, Niyazi, S. Hacıbeyov vb onun talebeleri olmuşlar.

Zülfikar Ebdülhüseyn oğlu Hacıbeyov (1884-1950)

Zülfikar Hacıbeyov Şuşa’da doğdu. Azerbaycan Strateji Komedi Tiyatrosu’nun kurucularından biridir. Z. Hacıbeyov “Elli yaşında delikanlı” (1909), “On bir yaşındaki koca” (1911), “evliyken bekar” (1911) müzikli komedilerinin, “Aşık Garip” (1915) operasının yazarıdır. Z. Hacıbeyov oğlu Niyazi ile beraber ilk sesli Azerbaycan bedii filmlerinden olan “Almas” filminin bestecisi.

Süleyman Eyüp oğlu Aleskerov (1924-1999)

Süleyman Aleskerov Şuşa’da doğdu. O, 1948 yılında Azerbaycan Devlet Konservatuarı’nı bitirdi. S.Elesgerovun “Yıldız”, “Kendimiz biliriz”, “Olmadı öyle, oldu bile”, “milyoncunun dilenci oğlu”, “Nerdesin, bekarlık”, “Sevindik kız arıyor”, “Hemişehanım” operettaları Azerbaycan Karakterler Komedi Tiyatrosu sahnesinde bugün de oynanılır. Ayrıca, onun “Bahadır ve Sona”, “Solgun çiçekler” operaları, birkaç kantat, senfoni, “Bayatı-Şiraz” senfoni muğamı,  senfoni poema ve süitaları Azerbaycan müziğinin incilerindendir.

Karabağ dansları

reqss

Azerbaycan halk danslarının eski tarihi vardır. Halk yaratıcılığının bir türü olarak danslar halk tarafından yaratılmış, yüzyıllardan itibaren nesilden nesile geçmiştir. Danslar Azerbaycan enstrümental halk dans müziği için melodi zenginliği, yapı mütenazırı, diyapozon çeşitliği, aşamalı gelişmesi, tekrar, varyasyon ve silsile yöntemi karakteristiktir.

Azerbaycan`da hər bir bölgenin kendine özgü dnasları olmuş  ve işbu danslar zamanla genelde Azerbaycan güzel sanatının Altın  Fonu`na dahil edilmiştir.

Böyle ünlü danslardan kisi de Karabağ bölgesinde yaranmıştır. Adıgeçen dansları bilgilerine arz ederiz.

UZUNDERE

“Uzundere” olduqça çekici, zarif ve lirik ifadeli dansdır. Onu sadece Azerbaycan`da değil, hem de Kafkasya`da da en sevimli danslar biri olarak görüyorlar. Karabağ`da Ağdam`la Göytepe köyü arasında bir dere var, adına “Uzundere” diyorlar. Bu dans tam olarak adıgeçen dereye vakfedilmiştir.  .

ASTA KARABAĞI

“Asta Karabağı” dansı da Karabağ`da yaranmış. Dansın hareket sırası sabittir, durgun kısımda yerinde, sonra ise bir kadar haraketli ifa olunur. Dansın ifa hızı durgundur.

Karabağ’ın müzik meclisleri

mumeclis

Azerbaycan halkı eski ve zengin müzik hazinesine sahiptir. Eski müziğimiz hakkında ilk bilgiler Gobustan (MÖ XVII-III bin yıllar) ve Gemigaya (MÖ III-I bin yıllar) kaya resimlerinde yer bulmuştur. Ayrıca “Dede Korkut” ve “Köroğlu” destanlarında, aynı zamanda Nizami, Füzuli, Ebülgadir Marağayi ve Mir Möhsün Nevvab’ın eserlerinde zengin müzik sanatımız hakkında geniş bilgi verilmektedir.

XIX yüzyılın sonlarından itibaren Azerbaycan’ın bazı şehirlerinde müzik meclisleri, meyhaneler, dernekler düzenlenmiştir ki, bu da müziğimizin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. XIX yüzyılın 80’li yıllarında M.M.Nevvab ve Hacı Hüsnü tarafından “Müzisyenler meclisi” düzenlenmiştir ki, bu mecliste muğam sanatı müzakere ediliyordu. Meşedi Cemil Emirov, İ.Abdullayev, S.Şuşinski, Sadıgcan gibi ünlü sanat temsilcileri bu meclisin üyeleri olmuşlar.

Belirtildiği gibi, hanendelik sanatının gelişmesinde önemli rol oynamış unsurlardan biri de XIX yüzyılın ikinci yarısında Azerbaycan’da gerçekleştirilen edebi müzik meclisleri idi. Ünlü tiyatro yazarı Harrat Gulu`nun ölümünden sonra Kor Halife adlı birisi Şuşa’da müzik okulu açmıştı. O, öğrencilere muğam okumayı, tar ve kemança çalmayı öğretiyordu. Kor Halife’nin okulu bir çok müzisyen yetiştirmiştir. Kor Halife’nin ölümünden sonra okul kapansa da, bu dönemde Azerbaycan’ın bazı şehirlerinde müzisyenler meclisi ve gruplar (dernekler), müzik sanatına dair ilginç sohbetler olurdu. Şuşa’da “Nevvab’ın meclisi”, Şamahı “Mahmud Ağa’nın grubu”, Bakü’de ise “Meşedi Melik Mensurov`un salonu” asıl müzik okuluna dönüşmüştü. Burada Doğu müziğinin inceliklerine derinden vâkıf olan seçkin müzisyenler hanendelerin doğru okumasına ve uzmanlıklarına özel ilgi gösteriyorlardı. Müzik meclislerinde “Şur”, “Rast”, “Mahur”, “Cahargah”, “Bayatı-İsfahan” muğamlarının okunması iki, bazen de üç saat sürerdi.

Dikkat keçici şudur ki, meclislerde tüm muğamları doğru ve tamam destgah okumayı öğrenen Hanendeler herhangi bir muğamı daha kâmil öğrenir, uzman olmaya çalışırlardı. Hacı Hüsü “Zemin-hare” ve “Şüşter”i, Meşedi Isi “Mahur”u, Bülbülcan “Hasar-muhalif”i, Mirze Mehemmedhasan “Mensuriyye”yi, Gasım Abdullayev “Zabul”u, Malıbeyli Hamid “Rast”ı, İslam Abdullayev “Yetim segahı”nı, şekili Alesger “Şur”u, Seyyid Mirbabayev “Simayi-Şems”i, Cabbar Garyağdı oğlu “Heyratı”yı, Keçeçi oğlu Mehemmed “Bayatı-Gacar”ı tüm muğamlardan iyi okurlardı.

Müzik meclisleri halk müziğinin milli ruhunu, aynı zamanda müzik dilini yabancı eğilimlerden temizlemiş, muğamatın orijinalliğini muhafaza ederek onların özümlenme tehlikesine karşı keskin direnç göstermiştir. Bu meclisler ziyafetlerden, düğün şenliklerinden farklılık göstermişler. Burada şiir, müzik ve sanatın estetik sorunları ayrıntılı müzakere ediliyordu. Bu müzik meclislerinden “Şuşa meclisi” özel ün kazanmıştı. Çünkü Şuşa’da Azerbaycan’ın diğer bölgelerine oranla müzisyenler, dansözler daha fazlaydı. Tesadüfi değil ki, halk şairi Samed Vurğun yazmıştır: “Şuşa’yı boşuna müzik ve şiirin beşiği göstermiyorlar, neredeyse, Azerbaycan’ın tüm popüler ses ve müzik yorumcuları Şuşa’da doğmuştur …”

Şuşa’nın müzik merkezi gibi popüler olmasının nedenlerinden biri, kuşkusuz ki, onun saf havası, serin çeşmeleri, eşsiz ormanları, eşsiz mesireleri, velhasıl büyülü doğasıdır. Sağlık ocağı gibi tanınmış Şuşa’da henüz XIX yüzyılın sonlarında yaşam üst düzeyde idi: her yıl yaz aylarında Kafkasya’nın, Ortadoğu’nun ve Orta Asya’nın her yerinden buraya şairler, tiyatro yazarları, besteciler, sanatçılar ve müzisyenler, hem de Rusya’da ve Batı Avrupa’da, yüksek okullarda okuyan Azerbaycanlı öğrenciler toplanarak tiyatro oyunları gösteriyor, müzik meclislerinde yer alıyorlardı. Her hanende kendi takımı ile Şuşa’nın “Yaz kulübü” nde, en güzel mesirelerinde, serin çeşmelerinin başında kurulan meclislerde dinleyiciler önünde konuşma yaparak Doğu müziğinden garip hikayeler söylerdiler. Her evden, her ekipten, her ağaç gölgesinden tar, kaman, ney, akordun sesi gelirdi.

Şuşa Kafkasya’nın konservatuarı, hem de vokal okulu gibi de tüm Yakın ve Orta Doğu’da ün kazanmıştır. “İtalya vokal okulu” Avrupa müzik tarihinde hangi mevkiyi tutuyorsa, “Şuşa vokal okulu” da Doğu müzik tarihinde aynı mevkiyi tutuyor. Tesadüfi değildir ki, zamanla Şuşan’yı “Kafkasya’nın İtalyası” olarak anmışlar.

Seçkin yazar E.B.Hagverdiyev`in kaydettiği gibi, XIX yüzyılın ikinci yarısı ve yirminci yüzyılın başları Kafkasya’nın neresine gitseydin, orada müzisyenin – şarkıcının, okuyucunun Karabağlı olduğuna rastlardın. Bakü, Şeki, Şamahı, Aşkabat, Tahran, hatta İstanbul şehirlerinin düğün meclislerine sazende toplumunu çoğu zaman işte Şuşa`dan davet ederlerdi. Karabağ hanendeleri kendi güzel sesleri, usta sanatları ile İran, Türk müzisyenlerini hep geride bırakmışlar. Karabağ hanendelerin Şamahı, Bakü müzik meclislerinin üyeleri arasında da özel bir değerleri vardır

Bu Hanendeler o zaman müzik alanında çalışan tüm diğer sanatçılara yön veriyorlardı. Çeşitli yerlerden hanende ve tarzenler Şuşa`ya gelip Karabağ müzisyenleri için çalıp okur, onlardan talimat ve not almaya çaba gösteriyorlardı. Onlar muğam mülkünün sultanları olan Hacı Hüsü`nün, Sadıgcan`ın, Mirze Muhtar’ın nasıl not vereceğini sabırsızlıkla bekliyorlardı …

Böylelikle, Şuşa müzik meclisi milli müzik adamlarının varoluşunda istisna önem arzetmiş ve Azerbaycan müziğinin gelişimine katkı vermiştir. Ünlü Rus şairi Sergey Yesenin mektuplarından birinde şuşalıların güzel sese sahip olmalarına işaret ederek yazıyordu: “Eğer biri okumayı beceremiyorsa, demek ki, Şuşalı değildir”.

Böylelikle, Şuşa şehri XIX yüzyılın sonunda müzik merkezi olmuştu. Burada 70’e kadar sazende faaliyet gösteriyordu. Şuşa’da müzik okulunun kurucusu ünlü tiyatro yazarı Harrat Gulu Meeammed oğlu (1823-1883) idi.

Şuşa müzik meclisinin başkanı olan Mir Möhsün Nevvab XIX yüzyılın en mahir müzisyenlerin biri olmuştur. Nevvab nüfusun aydınlanması, kültürel gelişimi için büyük çaba harcamıştır. O, Şuşa’nın müzik merkezine dönüşmesine özel ilgi gösteriyordu. Nevvab büyük hanende Hacı Hüsü`nün yakından katılımıyla “Hanendeler meclisi” düzenlemişti. Onun müzik meclisi Harrat Gulu`nun müzik meclisinden ve Hurşitbanu Natevan`ın “Meclisi-üns”ünden (dostluk meclisinden) sonra kentin kültürel hayatında istisna rol oynamıştır. Nevvab’ın müzik meclisinden sonra, Şuşa’da Molla İbrahim’in müzik okulu oluşmuştu. Bu okulda bir çok müzisyenler ders almışlardır. Ünlü sanatçımız Bülbül de ilk eğitimini bu okulda almıştır.